Haber Detayı
17 Temmuz 2019 - Çarşamba 08:40 Bu haber 938 kez okundu
 
ŞERAFETTİN YAYLALARI (1)
Babam, Şerafettin Yaylalarına çıkacağını söyleyince beni de götürüp götürmeyeceğini sordum.
Haberi


Sormam lazımdı, çünkü o güne kadar çıktığı bütün güzergahlara bir başına gitmişti. Teklifimi kabul etti. Meğerse kabul etmesinin nedeni şoföre ihtiyacı olmasıymış. Benim için önemli olan gitmekti, gerçi arabayı kullanmak işime yaramıyor da değildi. Erken çıkacağız gerekçesiyle erken uyudum. Günün çok erken bir vaktinde çıktık. Yola çıktığımızda kendimi halsiz, bir önceki günden kalma yorgunluk yükü altındaymışım gibi his ediyordum. Bir yanım da bu gezinin her türlü yorgunluğuma bedel olacağını söylüyordu. Şoför koltuğunda ben vardım, yanımda da her türlü bilgi, tecrübesini aktarmaya müsait babam vardı. 
Oldum olası doğayı çok sevmişimdir. Şehrin yoruculuğundan, tekdüzeliğinden ve keşmekeşinliğinden kaçmak için altın değerinde bir fırsattı bu. Erken bir saatte Solhan’a vardık. Solhan’da eksikliklerimizi giderdik, yola devam ettik. Girvas (Arakonak) beldesine vardık. Bizi beldenin dışına çıkaracak yolu bilmiyordu, karşılaştığımız insanlara yolu sorduk. Kısa bir teklemeden sonra çıkış güzergahını bulduk ve yolumuza devam ettik. Girvas’ı çıktık, çıkınca asfalt yolu da bitirmiş olduk. Yayla yol ayrımına geldiğimizde ise yol bozulmaya yüz tutmuş, asfalt ise yerini toza toprağa bırakmaya başlamıştı. Yola devam ederken ufak bir çocuk otostop çekiyordu. Durduk ve aldık. Almamızın birden fazla sebebi vardı. Birincisi, gideceğimiz coğrafyada doğmuş, doğmasa bile o coğrafyayı bilen biridir, bize rehberlik yapar. İkincisi, gideceği yere ona yardımcı olmaktı. Adını sorduk, Okan olduğunu söyledi. Bir taraftan yol gidiyorduk, bir taraftan da babam Okan’dan etrafı, coğrafyayı soruyordu. Yola devam ettikçe sıcak hava yerini hafif bir esintiye, serinliğe bırakmaya başlamıştı. Yaz ayında ki o sıcaklıktan bir nebze de olsa kurtulmaya başlamıştık. Bazı yerlerde durup fotoğraflar çekiyorduk, uçsuz bucaksız bir doğa vardı. İnsan kendini çok önemli görür, ama aslında bu kadar büyük bir doğada hiçbir şeydir hissini yaşatmıştı bana o coğrafya. Okan, garip bir Zazaca konuşuyordu, daha doğrusu konuşamıyordu. Benim de Zazacam zayıftı, Okan’ın Solhan ağzını konuşuyor olması onu anlamamı daha da güçleştiriyordu. Bir de Türkçe ile karışık garip bir Zazaca’yı konuşuyor olması beni çok üzmüştü. Dilimizi nasıl unuttuğumuzu, yeni nesillere nasıl aktaramadığımızı acı bir şekilde htim. 
Okan, babasının yaylada olduğunu, sürüyü, beriyi, yayla evlerini, yayla yaşantısını çekecek zengin bir ortamın olduğunu söylemişti. Biz de yayladaki evlerine gidip bir çay içmeyi, biraz oturmayı, fotoğraf çekmeyi planlıyorduk ama belli ki Okan o küçük yaşına rağmen bizimde farkında olamadığımızı planlar yapıyordu. İç içe geçmiş, komşu birçok yayladan geçiyorduk. Geçtiğimiz her yaylada fotoğraflar çekiyorduk, babam karşılaştığı insanlarla sohbet ediyordu, kimi notlar tutuyordu. Babamın iletişim kurma becerisine, insanları konuşturma, insanlarla rahat konuşma yönüne şahit oluyordum. Dağda yollar çatallaşıyordu, çeşitleniyordu. Hangi yolu takip edeceğimizi bilmiyorduk. Gideceğimiz güzergah Okan’ın insafına kalmıştı. Yola devam ettik, gür akan bir çeşmeye vardık. Uzun süredir böyle soğuk ve içimi güzel bir su içmemiştim, suyu doyasıya içtik, su başında biraz oyalandıktan sonra yola devam ettik. Biz yaylaları tanımaya çalışıyorduk, meğerse Okan’ın amacı da evine gitmekmiş. Tek güzergah varmışçasına bizi kendi yaylalarına taraf yönlendiriyordu. Uzakta bir yayla belirdi, beliren bu yayla Okan’ların yaylasıydı. 
Yaylaya yaklaştığımızda Okan yavaşça çark etmeye başladı. Arabanın yaylanın yakınına giremeyeceğini, yolun olmadığını, gitse bile çıkamayacağını söyledi. Tuhaflaştım, bu yaştaki bir çocuğa bu tarz yalanları söylemeyi kimin öğretmiş olabileceğini düşünmeye başladım. Küçük çocuğa insanları kullanmayı, onlara yalan söylemeyi, insanların iyi niyetini sömürmeyi kim aşılamıştı? Bu çocuk büyüdüğün de ne olacaktı, insanlara karşı tutumu nasıl olacaktı? Diye düşünüp durdum. Okan’ı yaylasına yakın bir yere bıraktık, kandırılmış duygusuyla birlikte geri döndük.  O küçük çocuğun yaptıklarını unutmaya çalışıyordum, bunu için de doğayı seyretmenin etkili bir yol olduğunu düşündüm. Bizi ufacık şehirlere sığdıran, kutu tarzı evlerde yaşama mahkum eden hayatı sorgulamaya başladım. Bu kadar güzel, zengin bir doğa varken neden şehre mahkum olduk? Dedim kendi kendime. 
Mesleğim gereği yayladaki hayvan varlığı çok dikkatimi çekmişti. Bu kadar büyük bir coğrafyada bu kadar az hayvanın olması çok üzücüydü. Bingöl’de hayvancılığı çok iyi bir yere getirebilecek bu alan hiç ediliyordu bir bakıma. Binlerce hayvanın bulunması gereken yerlerde yüzlerce hayvanı görmek, toplumun artık bir şeyler yetiştirmekten, üretmekten vazgeçtiğini htiriyordu. Hayalimdeki Şerafettin Yaylaları karşılıksız kalıyordu, hayal kırıklığı yaşıyordum. 
Derken yeni bir yola saptık. Uzun bir yolculuktan sonra bir otlağa vardık. Yeni biçilmiş, ama toplanmamış ot balyaları vardı etrafta. Bir taraftan da balyaları traktöre yükleyen insanlar vardı. Babamı tanıyanlar çıktı, tanıma araçları da sosyal medyaydı. Yaklaştık, selamlaştık, sohbet ettik. Babam güzergahları, bulunduğumuz yeri sordu, Şerafettin Yaylalarına nereden gidebileceğimizi not etti. Bulunduğumuz yer Mergê Mîr’di. Gideceğimiz bir sonraki yer de Awmase’ydi. Babam fotoğraf çekti, Awmase’ye doğru yola koyulduk. Bir süre sonra Awmase’ye vardık. Önceki yaylalarda çadırlar vardı, Awmase farklıydı, yayla evleri taş duvar, üstü ise ahşaptı. İnsanlar bizi karşıladı, etraf hayvan sürüsü doluydu. Kendimizi tanıttık, sohbet ettik, fotoğraf çektik. Awmase Yaylasının yanından dere geçiyordu. Bu derede alabalık vardı. Konuştuğumuz insanlar bizi çay içmeye, kahvaltı yapmaya davet etti. Zamanımız yoktu, gideceğimiz güzergahın uzunluğunu, en önemlisi de yönünü tam bilmiyorduk.
Geri döndük, devam ettik. Yemyeşil ve bir o kadar da boş bir coğrafyada yola devam ettik. Yol zorluydu, yılın ilk yoluculuğunu biz yapıyorduk gibi. Kilometrelerce gitti, uzakta beliren 2-3 küçükbaş hayvan sürüsüne denk geldik. Bizden uzakta oldukları için güzergahı sorma imkanımız da yoktu. Zaman zaman ne işimiz var buralarda, bilmediğimiz bir coğrafyada bu ısrar niye? Sorularını kendime soruyordum. 1-2 yerde çamura saplanır gibi olduk, ama çıkmayı başardık. Derken ot biçmekte olan insanları gördük, sevindik. Hem yolu sorarız, olmaz ise geri dönüşün nereden olacağını öğreniriz dedik. Adamlara yaklaştık, ben beklemeye geçtim. Babam adamların yanına vardı, sohbet etti. Bir süre sonra yanıma geldi. Adamların kendisine tarif ettiği yoldan devam etmemizi istedi, devam ettik. Bir noktada yol çok kötüydü, o kötü noktayı aşmak şansımız ile alakalıydı. Kötü noktaya vardık, babam indi, etrafı gözledi, yolu inceledi, bana ‘gel’ işareti yaptı. Yavaş yavaş o noktayı geçtik, ama yolu şaşırdık. Çünkü yol ikiye ayrılıyordu. Bir kolu daha silik, hareketliliği daha az olan bir görüntü çiziyordu. Bir kolu da daha belirgin, zamanında daha işlek görünüyordu ve rampaydı. Tercihi belirgin ve rampalı yoldan yana kullandık. Direksiyona babam geçti, birkaç yüz metre ilerledik. Araba tıkandı, çıkamadık. Dönüş yapma imkanımız da yoktu. Geri geri gelmeye başladık çıktığımız o birkaç yüz metrelik yolu. Ayrıldığımız kavşağa geldik, silik olan yolu takip etmeye de içimiz varmıyordu. Ya devam edecektik veya geri dönecektik. Kendi aramızda konuştuk, silik yoldan devam etmeye karar verdik.  

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: ŞERAFETTİN, YAYLALARI, (1),
Haber Videosu
Yorumlar
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Sivasspor
30
0
2
3
9
14
2
Fenerbahçe
25
0
3
4
7
14
3
İstanbul Başakşehir
25
0
2
4
7
13
4
Beşiktaş
24
0
3
3
7
13
5
Galatasaray
23
0
3
5
6
14
6
Trabzonspor
23
0
2
5
6
13
7
Alanyaspor
22
0
4
4
6
14
8
Yeni Malatyaspor
20
0
4
5
5
14
9
Göztepe
20
0
4
5
5
14
10
Çaykur Rizespor
17
0
6
2
5
13
11
Gaziantep FK
17
0
5
5
4
14
12
Denizlispor
17
0
6
2
5
13
13
Gençlerbirliği
14
0
6
5
3
14
14
Konyaspor
14
0
6
5
3
14
15
Kasımpaşa
12
0
7
3
3
13
16
Antalyaspor
12
0
7
3
3
13
17
MKE Ankaragücü
9
0
9
3
2
14
18
Kayserispor
7
0
8
4
1
13
Arşiv