23.05.2012 14:25:17
    Ana Sayfam Yap   |   Favorilerime Ekle   |   Künye   |   Reklam   |   İletişim
ARA
Ana Sayfa  |   Güncel  |   Siyaset  |   Ekonomi  |   Spor  |   Kültür-Sanat  |   Sağlık  |   Eğitim  |   Magazin  |   Medya  |   Dünya  |   Fotoğraf  |   İhale İlanları
SON DAKİKA :
23.05.2012 13:07:53   33 Şehit anılacak  |   23.05.2012 13:02:05   Bir yıllık emek görücüye çıktı  |   23.05.2012 12:57:53   “Kapatmalar Kemalist Rejimin Tahammülsüzlüğüdür”  |   23.05.2012 12:52:51   Baluken tutuklu öğrencileri Meclis'e sordu  |   23.05.2012 12:48:14   Elektrik Kesintisi Yapılacak!  |   23.05.2012 12:29:20   Cemal Eğin 'Seyyid Kasım Türbesi'ni onaracak  |   23.05.2012 12:19:32   Haydi, Bingöllüler Manisa'ya!  |   23.05.2012 12:12:48   Çevre Planına itirazlar değerlendirildi  |   23.05.2012 11:59:52   “Kentsel Dönüşüm'de haksızlık yapılıyor”  |   23.05.2012 11:51:08   Servi Antepfıstığı merkezi olacak  |  
İLÇELERDEN :   |   Merkez  |   Adaklı  |   Genç  |   Karlıova  |   Kiğı  |   Solhan  |   Yayladere  |   Yedisu
 
Helalleşmeye geldim

Helalleşmeye geldim

Erdoğan: Ben bugün Diyarbakır'a sizlerle kucaklaşmaya geldim. Kardeşler arasında hesaplaşma yoktur, helalleşme vardır

AK Partİ Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Benim için ne Türk milliyetçiliği var, ne Kürt milliyetçiliği var, ne şu var; ne bu var. Hepsi benim kardeşimdir, canımdır, ciğerimdir. Hepsini aynı şekilde seviyorum. Bizim farkımız bu'' dedi.
Erdoğan, partisince İstasyon Meydanı'nda düzenlenen mitingde halka hitap etti. Konuşmasına tüm Diyarbakır'a, Bağlar'a, Bismil'e, Çermik'e, Çınar'a, Çüngüş'e, Dicle'ye, Eğil'e, Ergani'ye Hani'ye, Hazro'ya, Kayapınar'a, Kocaköy'e, Kulp'a, Lice'ye, Silvan'a, Sur'a, Yenişehir'e, oralarda yaşayan herkese selam ve sevgilerini göndererek başlayan Erdoğan, Diyarbakır'ın tarih, medeniyet, ilim ve kardeşlik şehri olduğunu söyledi.
Diyarbakır'ın Çin Seddi'nden sonra tarihin en uzun surlarına sahip şehri olduğunu, kentin enbiya ve peygamber mezarlarına ev sahipliği yaptığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:''Diyarbakır, 41 sahabeye, peygamberimizin mübarek yüzünü görmüş 41 ulu insana ev sahipliği yapan bir şehir. Buradan, Diyarbakır'da yatan, Sahabe-i Kiramdan, Şücaeddin Hazretlerini, Malik-i Ecder Hazretlerini, Abdurrahman Hazretlerini, Mir Seyyaf Hazretlerini, Onlar gibi 41 Sahabe-i Kiram'ı, rahmetle, minnetle yad ediyorum. Bundan tam 1372 yıl önce, bir 27 Mayıs günü, Diyarbakır'ı fethedip, İslam topraklarına dahil eden, İyaz Bin Ganem Hazretlerini, Halit Bin Velid Hazretlerini de aynı şekilde, rahmetle ve minnetle yad ediyorum. Allah, bizi onların şefaatine nail etsin diyorum. Diyarbakır öyle bir şehirdir ki, Mekke'den, Medine'den sonra, en fazla sahabe kabri bu şehirdedir. Diyarbakır öyle bir şehirdir ki, Mekke, Medine, Kudüs ve Şam'dan sonra, beşinci Harem-i Şerif, Ulu Cami bu şehirdedir. Diyarbakır huzur demektir. Diyarbakır maneviyat demektir. Diyarbakır, en çok da kardeşlik demektir.''
Başbakanlığı döneminde Diyarbakır'a 11'inci kez geldiğini, en son 2010 yılında kenti ziyaret ettiğini hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:
''Demokrasi için, hukukun üstünlüğü için, çetelerle mücadele için o gün sizden destek istemeye geldim. O gün sizi yine tehdit ettiler. O gün sizi yine korkuttular. Mitinge gelmenizi, bizim kucaklaşmamızı, bizim hasret gidermemizi engellemek istediler. Ama Diyarbakır, 12 Eylül'de sandığa gitti ve yüzde 95 oranında 'evet' diyerek, ileri demokrasiye, özgürlüğe, hukukun üstünlüğüne sahip çıktı. 12 Eylül'deki bu cesaretiniz, bu güçlü haykırışınız için sizlere teşekkür ediyorum. Fakat bu BDP veya BDP'nin desteklediği bağımsızlar. Bir taraftan demokrasi diyorlar bir taraftan özgürlük diyorlar hatırlayın, 12 Eylül'de sandık resmi, sandığın üzerine de çarpı işaretini koymuşlardı. Ve sizin demokratik hakkınızı engellemişlerdi. Tehditle, korkutarak. Sizin demokrasi anlayışınız bu mu? Ey BDP sizin özgürlük anlayışınız bu mu? Biz böyle bir anlayışa 'evet' demiyoruz. Biz milli iradeye pranga istemiyoruz. Biz özgürlüklere pranga istemiyoruz. Bırakın vatandaşı kendi haline iradesini ortaya koysun. Bırakın kendi haline özgür bir şekilde gitsin, oyunu kullansın. Ama bunu yapamazlar. Bunu yaptıklarında başlarına ne geleceğini biliyorlar. Ben inanıyorum ki Diyarbakırlı kardeşim buradan onlara doğru dürüst oy bile vermez. Soruyorum: Şu anda bunlara oy verilecek de ne olacak? Benim Diyarbakır'ıma, Diyarbakırlı Kürt kardeşime ne getirecek? Zaza kardeşime ne getirecek? Veya Diyarbakır'da yaşayan Türk kardeşlerime ne getirecek? Diyarbakır'ıma, Diyarbakırlı kardeşime ne getirdi? Hiç. Bunlar bireysel saltanatlarını sürdürüyorlar, başka bir şey yok.
Sizin karşınızda, siyaset adamı Tayyip Erdoğan yok. Sizin karşınızda, Başbakan Tayyip Erdoğan yok. Sizin karşınızda, AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan da yok. Sizin karşınızda, sizden biri var, aranızdan biri var, kardeşiniz, kader arkadaşınız, yol arkadaşınız, kimsesizlerin kimi, sessizlerin yığınların sesi bir kardeşiniz var. Recep Tayyip Erdoğan var. Biz bu yola böyle çıktık. Biz, milletimizle konuşurken, siyasetin diliyle değil, samimiyetin diliyle konuşuruz. Biz milletimizle konuşurken, devletin diliyle değil, hasbiliğin, muhabbetin diliyle konuşuruz. Biz sizinle konuşurken, statükonun diliyle asla konuşmayız, gönül diliyle konuşuruz. Biz, lafı evirip çevirenlerden değiliz. Biz Diyarbakır'da söylediğini Ankara'da yalanlayanlardan, Diyarbakır'da söylediğini İstanbul'da unutanlardan hiç değiliz. Allah'a hamdolsun, biz her zaman milletin diliyle konuştuk, her yerde aynı gönül diliyle konuştuk. Diyarbakır'da ne konuştuysak, diğer 80 vilayette de eğilmeden, bükülmeden, cesaretle aynı şeyi konuştuk. Ben bugün Diyarbakır'a sizlerle kucaklaşmaya, muhabbet etmeye geldim. Dertleşmeye geldim. Van'da da söyledim. Kardeşler arasında hesaplaşma yoktur, helalleşme vardır. Ben bugün sizlerle helalleşmeye geldim.''
Suriye'nin başkenti Şam'a defalarca gittiğini, bu kentin nice ulu insanların, nice mübarek zatların kabirlerinin olduğu bir şehir olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Hazret-i Bilal Habeşi, Hazreti Rukiye, Hazreti Zeynep, İbn-i Arabi Hazretleri Şam'dadır. Peygamberimizin torunu Hazreti Hüseyin'in mübarek başı Şam'dadır. Ama Şam'da öyle bir kabir, öyle bir türbe vardır ki, aslında bizi, bizim tarihimizi anlatır. Şam'da, Emevi Mescidi'nin hemen yanında, tarihin en büyük komutanlarından birinin, Selahaddin-i Eyyubi Hazretlerinin türbesi vardır. Mehmet Akif ne diyor Selahaddin için? Şark'ın en sevgili sultanı Selahaddin. Evet. İşte o Selahaddin'in türbesine girip, bir fatiha okuduktan sonra, huzur içinde dışarıya çıkarsınız'' dedi. (Cihan Haber Ajansı)


02 Haziran 2011 Perşembe 10:41,

Okunma Sayısı: 654

+ Yorum yazmak için tıklayın



Bu habere yapılan yorumlar

can / kocaeli
06 Haziran 2011 Pazartesi - 06:41

maden bu kadar biliyorsun ırkçılık gühantır neden kendin yapıyorsun sevgili zaza imam kardeşim
welat azad /
04 Haziran 2011 Cumartesi - 23:57

SELAMLAR BÜTÜNDUYARLI KÜRT HALKINA T erdogan kürtlere islamiyeti üyretiyor ünce kendisi üyrensin kürtleri sucsuz hapse atiyor diyor kardesiz üldüruyor sakat birakiyor yetim birakiyor diyor biz kardesiz secilme hakiyok baraj engeli koyuyor diyor biz kardesiz islamiyete büyle kardeslik warmi büyle bir kardeslik ancak olsa olsa tayib erdoganda war iyi bilinsin kürthalki artik büyle kardesliye müsade etmeyecek eyer gercek kürt kardesliyini kabul ediyorsa allahu taala c c kürtlere werdiyi haki kürtlere tanisin yoksa küetler almasini biliyorlar sew bas--::;;TEWLOLOBIRA
mexmed / hamburg
03 Haziran 2011 Cuma - 19:52

zaza imam cok güzel yazmissin tesekkürler ellerine saglik zor sipas deza
zaza_imam / yurtdisinda yasayan
03 Haziran 2011 Cuma - 16:14

Kürdistan İslam Partisi (PÎK), Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a verdiği cevapta “Allah'ın bize verdiği fıtri haklardan başka bir şey istemiyoruz” dedi. Erdoğan'ın Cuma namazlarına yönelik suçlamalarını sert eleştiren PÎK, “Münkerin işlendiği ve zalimlerin desteklendiği camilerde cuma namazları kabul değildir” diye belirtti. PÎK ayrıca, “Fıkıhta bir kaide vardır; zorla başkasının arazisini gasp eden kişi ve şahısların o arazi üstündeki namazları bile kabul değildir. Onun için Kürdistan toprakları, Kürt halkının topraklarıdır. Zorla gasp edilmiştir. Bu toprakları gasp eden gaspçıların, bu topraklar üzerinde kıldıkları namazlar bile kabul değildir” vurgusunu yaptı.

Partiya Islamîya Kurdistan (PîK) Genel sekreteri Hikmet Serbilind, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır mitinginde yaptığı konuşmaya dikkat çekerek, “Tarihten, dinden, Müslümanlıktan ve Müslümanların kardeşliğinden bahsediyordu. Kürdistan'ı işgal eden Müslüman kardeşlerimiz, her dara düştüklerinde Müslümanların kardeşliğinden bahsederek, Müslüman Kürtleri kandırdılar. İşleri düzeldikten sonra da Kürtler`i katlettiler. Ben bir Müslüman olarak düşündüm acaba Müslümanlık, herkesin Türk ve AKP'li mi olması mıdır?” dedi.

ERDOĞAN'IN KARDEŞLİK ANLAYIŞI: TÜRKLER ÜSTTE, KÜRTLER ALTTA

Serbilind şöyle devam etti: “Benim bildiğim İslam dini Müslümanları kardeş ilan ediyor ( her Müslüman eşit olmak kaydıyla). Nitekim Kuran'ın emri de budur: '' Müminler Kardeştir'' ( İnananlar, Adil olanlar, zulmüme karşı olanlar kardeştir) diyor. Sayın Erdoğan'a göre bu kardeşlik, Türklerin üstte, Kürtlerin altta olması kaydıyladır. Tarihte diktatörlerin kutsal dinimizi kendi çıkarları doğrultusunda kullandıkları gibi, Erdoğan'da ayni yöntemi kullanıyor.

ALLAH SİZLERİN NASIL YARATMIŞSA BİZ KÜRTLERİ DE ÖYLE YARATMIŞ

Sayın Erdoğan Avrupa'da asimilasyon zulümdür dediniz, evet ben de diyorum asimilasyon zulümdür ve bu inkar herkes için geçerlidir. Yıllardır Kürt milletini inkar ettiniz ve asimile ettiniz. Yüce Kur'anda söyle diyor; “Sema ile yer, renkleriniz ve dilleriniz benim ayetimdir.” Sizlerde hem Allah`a (cc) inandığınızı iddia ediyorsunuz, hem de 40 milyonluk Kürt milletini inkar ediyorsunuz. Sizlere kardeşçe sesleniyorum. Allah(cc), sizleri ne kadar güzel yaratmışsa, biz Kürtleri de öyle güzel yaratmıştır. Sizlerin sahip olduğunuz bütün haklara bizler de sahibiz. Allah'ın bize vermiş olduğu bütün hakları inkar etmek, zulmümün en büyüğüdür.

“ZALİMLERE MEYİL ETMEYİN, ATEŞİ SİZLERİ DE YAKAR”

Yüce Allah (cc) Kur`an da şöyle diyor: “Zalimlere meyil etmeyin, ateşi sizleri de yakar.” Sayın Erdoğan Kürdistan'da Türk bayrağını, Türk dilini ve zalim Türk ordusunu överek bitiremiyorsunuz. Kürtlerin mahkemede kendi ana dilleriyle kendilerini savunmalarına bile müsaade etmiyorsunuz. Hani Kürt dili serbestti? Ben şahsen insanların putlaştırılmasına karşıyım dinimiz de bunu emrediyor. Çünkü yüce dinimiz putperestliğe ve şirke karşı mücadele vermiş ve vermektedir. Apo'ya peygamber diyenlere karşı olduğum gibi, yıllardır Atatürk'ün heykeli karşısında kıyamda durmanıza da karşıyım.

YERYÜZÜNDE PUTÇULUĞU SAVUNAN TEK DEVLET TC'DİR

Yeryüzünde putçuluğu tek savunan, Atatürk'ü ilah olarak gören bir devlet varsa o da T.C.'dir. Hepiniz Anıtkabirde kıyamda durup, kendisine faydası olmayan, kendisini bile koruyamayan bir ölüden medet bekliyorsunuz. Putperestliğin en büyüğü budur. Bireysel bazı Kürtler bu tip hatalarda bulunsa da, kendilerine zulüm eden ve haklarını gasp eden zalimleri taklit ettiklerinden dolayıdır. Nitekim Kürtler yıllardır Kemalist rejimin baskısı altında eğitildiler. Bu Kemalist zihniyet, hem Türk'ü, hem Kürt'ü ve Türkiye'de yaşayan herkesi kör ve sağır etti.

SAYIN ERDOĞAN İSLAM'DA ENANİYET GÜNAHTIR

Sayın Erdoğan, İslam'da Enaniyet günahtır. Sizler her konuştuğunuzda benim bakanım, benim valim, benim müdürüm, benim Kürt'üm, benim Türk'üm, vs. diye hitap ediyorsunuz. Hâlbuki hepimiz Allah'a aidiz. Hiç kimsenin kimseden üstünlüğü yoktur. Nitekim Allah (cc) söyle diyor: “Hiç kimsenin kimseden üstünlüğü yoktur, üstünlük ancak takvadadır.” Kim adilse, dogruysa, güzel ameller isliyorsa, kimseye kötülük yapmıyorsa ve mazlumdan yanaysa ancak o üstündür.

MÜNKERİN İŞLENDİĞİ CAMİLERDE CUMA NAMAZLARI KABUL DEĞİLDİR

Gelelim cuma namazlarına. Yıllardır T.C rejiminin kontrolündeki camilerde resmi imamlar tarafından zalim ve din düşmanı devletin propagandası yapıldı. Camilerde münker işlendi. Zalim ve din düşmanı Türk ordusu için dualar edildi. Kürdistan'da her gün masum insanları ve çocuklarını öldüren, köylerini, dağlarını ve taşlarını bombalayan bu askerlere dua edildi. Münkerin işlendiği ve zalimlerin desteklendiği camilerde cuma namazları kabul değildir.

MUAVİYE DÖNEMİNDE DE CUMAYA GİDİLMEDİ

Nitekim Muaviye döneminde, kürsülerde Hz. Ali ve taraftarlarına hakaret edildiği için birçok ashap cumaya gitmemiştir. Eshap bu tavırlarını şöyle açıklamıştır: Camilerde münker isleniyor. Camiye gidip o münkere karşı çıkmazsak biz günahkar ve suça ortak oluruz, karşı çıksak fitne çıkar. Bundan ötürü cumaya bile gitmemeye karar vermişler. Kürtler de kendilerine küfür edilen, kendi halkının katliamından sorumlu orduya (askere) dua eden camiye gitmemekte haklıdırlar.

MÜSLÜMAN KÜRT HALKI GEÇ BİLE KALDI

Her gün tekrarladığınız, amentü haline getirdiğiniz, tek millet, tek vatan, tek devlet, tek bayrak ve tek mezhep de bütün camilerde zikrediliyor. Kürtler, şafi mezhebine sahip oldukları halde, yıllardır Hanefi mezhebine göre ibadet etmek zorunda kalıyorlar. Müslüman Kürt halkı bugüne kadar geç bile kaldılar. Zulme hizmet eden hangi kurum ve kuruluş olursa olsun, her Müslüman'ın imanı gereği buna karşı çıkması gerekir.

BİR MÜSLÜMAN KÜRT İSTEYEREK ASKRLİK YAPARSA GÜNAHA GİRER

Bir Müslüman Kürt olarak, bana göre kim zalim Türk ordusuna isteyerek askerlik yaparsa, günaha girer. Sayın Erdoğan ben bir Müslüman Kürt olarak hiçbir zaman şiddetten yana olmadım. Ama beni öldürmeye, zulüm etmeye gelen birisine karşı çıkmak da benim bir Müslüman olarak görevimdir. “Bir insan zulme maruz kalıyor ve buna rağmen bu zulme karşı koymuyorsa, o da zalim olur.” Çünkü zulüm eden zalimlere müsaade ettiği için.

KURAN VE SÜNNET HAKEMLİĞİNDE BİR ARAYA GELELİM

Benim bir Müslüman olarak size teklifim, Kur`an ve sünnet hakemliğinde bir araya gelelim. Allah'ın bize verdiği fıtri haklardan başka hiçbir şey istemiyoruz. Siz hangi haklara sahipseniz bizlerde ayni haklara sahip olmak istiyoruz. Bütün dünya milletlerinin sahip olduğu hakların hepsini istiyoruz. Benim Kürtlüğüm, senin Türklüğün bizim elimizde değil. Kim bunu değiştirmeye ve inkar etmeye kalkışırsa Allah'in emirlerine karşı cıkmış olur. Kürt halkı mazlumdur, bundan dolayı mazlumdan yana olmak her mümin'in görevidir. Kürtlerin toprakları gasp edilmiş, yıllardır baskı ve zulüm altında kalmaktadır.

ZORLA BAŞKASININ ARAZİSİNİ KASBEDENLERİN ARAZİSİ ÜZERİNDE NAMAZ BİLE KABUL DEĞİLDİR

Fıkıhta bir kaide vardır; zorla başkasının arazisini gasp eden kişi ve şahısların o arazi üstündeki namazları bile kabul değildir. Onun için Kürdistan toprakları, Kürt halkının topraklarıdır. Zorla gasp edilmiştir. Bu toprakları gasp eden gaspçıların, bu topraklar üzerinde kıldıkları namazlar bile kabul değildir. Biz Kürtlerin bütün dünya milletleri gibi özgürce yasamak, milliyetini, dinini, dilini ve bütün değerlerini korumak ve özgür bir millet olarak yasamak haklarıdır. Yoksa bizim hiçbir milletten üstünlüğümüz yoktur, bunu da iddia etmiyoruz. Sayın Erdoğan her kürdün kendi insani ve fıtri haklarını elde edinceye kadar meşru yollarla mücadele etmek onların üzerine bir farzdır. Sayın Erdoğan, Kürtler sizleri bir Müslüman olarak artik doğru ve dürüst olmanızı ve yüce dinimizi kendi çıkarlarınız doğrultusunda kullanmamanızı bekliyor.

Bu süreçte mazlum Kürt milletinin her milletten daha çok birlik ve beraberliğe ihtiyaçları vardır. Bu seçimlerden dolayı Kürtlerin bir blok olarak ittifak kurup seçimlere katılmaları elzemdi. Biz parti olarak bağımsız adayları destekliyor, Türkiye'de hakları gasp edilmiş mazlumdan yana olan tüm dindar ve demokratik güçlerin de bu ittifakı desteklemelerini istiyoruz. Ben bir Müslüman olarak hakkin, mazlumdan ve haklıdan yana tecelli edeceğine inanıyorum.”

bargiran / bingöl
03 Haziran 2011 Cuma - 00:47

ben bir kürt olarak hakkimi helal etmiyorum
zaza_imam / yurtdisinda yasayan
02 Haziran 2011 Perşembe - 21:51

s.a sayun recep tayyip erdogan hakkaride kurd halki size karsi olan en dogal tepkisini gosterdi sirnak keza diyarbakir keza oyle diyarbakir gibi bir yerde nufusu 1 milyondan fazla bir ilde ancak tasinma kitalariyla getirdiginiz insanlar dahil devlet dairelerinde calisan herkesi getirmenize ragmen yinede istediginiz miting olmadi biraz oturup dusunmeniz gerek neden ben prostesto ediliyorum diye dusunmen gerek.ben bir bingolu olarak bir rizeliye ne diye oy vereyim hemserim deyilsin ayni irktan deyiliz ne diye sana oy verelim allahin biz insanlara sundugu haklari inkar eden birine ne diye oy verelim allahu teala rum suresi 22 ve huceret ayeti 13 te acikta bizim dillimizde milliyetimizden bahsediyor bize allahin bahsetigi dilli kimligi inkar edene oy vermek gunaha girmekten baska bir sey deyildir kurd halki ve bingol halki size gereken cevabi verecek biz tek millet tek bayrak tek dilli kabul etmiyoruz biz kuranin seriatina gore insanlik hukuna gore haklarimizi istiyoruz sen her ikisinde karsisin kurdlerin bir tek peygamberi var hz muhamed s.a.v dir tek bir kitabi var kurani kerimdir disarda namaz kilan kurdlere zerdus diyecek kadar hirsiniza kibirinize yenik dusmussunuz kibir ve hirs insani sirke goturur araplarin cogu cuma namazini disarda kilar hanifi ve safii fikigina gore cuma namazi disarda kilinir bir sorun yoktur .kurdlerin camiye karsi bir durumu sozkonusu deyildir sorun milli guvenlik kurumunun kurdlere dini ogretin sanki kurdler dinsizmis gibi 30 bin ozel egitimli imami bizim yoremize yoluyorsunuz bu kurdlere hakaretir biz islami sizin atalarinizdan 200 yil once kabul ettik ben bir zaza kurdu olarak atalarimin rizeli gurcu sayin basbakanin atalarindan once islami kabul etiklerine gore dini turk islam sentezcilerinden iran sialigindan arap emevi islamciligindan deyil seyh saidlerden axmedi hanilerden melleyi cizirilerden sellahdini eyubilerden ogrendik sizin sahte imamlariniza ihtiyacimiz yok.
ahmet / bingöl
02 Haziran 2011 Perşembe - 16:53

yeri yerine konuşmuş tebrikler diyorum

    İlginizi çekebilecek diğer haberler

Bingöl Gazetesi YAZARLARI
Ramazan N. Berdibek
YUSUF ALİOĞLU
Zeki ALİMOĞLU
Orhan BURAKGAZİ
ANKET
Dershaneler kapatılmalı?
Evet
Hayır

Ankete oy kullanmak için tıklayın