Yazı Detayı
20 Mart 2016 - Pazar 15:53 Bu yazı 1478 kez okundu
 
BENDEKİ NOTLAR -4-
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

Güneşin meşe ağaçlarını çalımlayarak metal boncuklar gibi koynumuza dizildiği yaz sıcaklarında azgelişmiş asfaltlara gömülen 302 model otobüs lastiklerinden bir İbn-i Kasım portresi dökülür mü?

 

Kesif kokulu çam ağaçlarının yeşil bir bıçak gibi ölgün denizleri kestiği seyirliklerde henüz onüçünde bir faki büyür mü?

 

Ruhum farklı mevsim geçişlerinin geriliminde gerinirken gölgesiz nohut tarlalarından kesik avuçlarına tuzlu sular akan bir talip geçer mi?

 

Ekmek bıçakla kesilir mi, terliksiz namaz olur mu, rüku da diz kapağı nasıl kavranır, sakal tıraşında besmele çekilir mi soruları ile günler ve geceler geçer mi?

 

Uzun kış gecelerinden kotarılmış ve pedagojiden, düşünsel estetikten yoksun misaller ile zihin odacıkları tıka basa doldurulur mu?

 

‘Adem ve Havva’nın nikahını kim kıydı, ‘hangi surede mim harfi yoktur’ gibi ahretlik sorularla geç zaman tövbekarı bir mabed bekçisi tepemizde apansız belirir mi?

 

Akşamları Erivan ya da İran radyoları etrafında kümelenen ve sivrisineklere karşı tezek yakılan çemberlerde bilinçler bir halden bir hale aydınlanma yaşar mı?

 

Fi Afakı-t Tealim kitabı ile Said Havva okumaları akademiyada doktora müfredatı hassasiyetinde mütalaa edilir mi?

 

Üzüm bağları, buz kesen gözeler, ekşi sumak otları, böğürtlen dikenleri, küflenmiş kavurmalar, kurumuş ekmekler, tadını kaybetmiş kıvırcık zeytinler, yamulmuş çatal ve kaşıklar…

 

Ayakları gıcırdayan ahşap masada İsa ve Havarilerinin Son Akşam Yemeği. Da Vinci de olsa tablo tamamlanacak. ‘Sofrada konuşulur mu, ehli kitabın uygulamaları nicedir’ gibi sofistike münazaralar ve elden ele karışan yanakları lekeli, altlıksız çay bardakları.

 

Bir baştan bir başa odayı arşınlayan ezber kumkuması nakliyeci talebeler. Nasere; fiili mazi, binayı ma’lum, müfred, müzekker, manası bir er yardım etti gaib zamanda.

 

Sakalını sıvazlayan bir Seyda. Samimiyet, ihlas, paylaşım, tevazu ve hikmet.

 

‘Pi mı kura?’ sesleri arasında renkli naylon ayakkabıları ile hücrelere dolan Seyda’nın çocukları.

 

Her Cuma bir bayram neşesinde geçer mi? Cinlerden bir taife Cuma günü namaza davet edildiğinde bizlerle beraber secdeye varırken asr-ı saadetin serin rüzgarları gönlüme eser mi?

 

Bir akşam namazında göklerden bir silüet gibi avcı adamlar mabede dolar mı? Tesbihat sonrası yerlerine çakılmış surette geçen saatlerde ustaca okumalar dinlenir mi? İkinci dünya savaşı, tanklar, Almanya ve bataklıklardan geçmek için tankları ile beraber çamura gömülmeyi gönüllü seçen askerler…

 

Bir başka akşam. Serin ve bir o kadar da mutlu ve güleç yüzler ile duruyoruz rabbimizin huzuruna. Omuzlardan omuzlara kardeşlik akıyor. Saflardan saflara inanç çağrıları çağıldıyor.

 

Ak sakallı bir Tanrı misafiri. Dönüyor mütebessim çehresinde birikmiş hayırlardan sayfalar ile acemi çocuklara. Her harfinde saklı mucize ve sevaplar ile kitaptan bir soluk gibi dokunuyor uyuşuk ve sancılı yanlarımıza.

 

Aylardan sonra susamışlıktan kanatlar ile sıla adacığına yol alıyorum. Saatlerce beklenen otobüs. Ayakta yolcular. Koltuğunu bayan yolcuya veren asker abi. Taşra aksanından apayrı, terbiye edilmiş bir boğazdan dökülen kelimelerin senfonik uyumunu hayran bir edayla dinliyorum; bitmesin istiyorum uzadıkça uzayan komşu koltuk sohbetlerini…

 

Kavruk sıcakları göğsüme bastığım kutsal kitabın yüzündeki ter kabarcıklarından anlıyorum.

 

‘Celaleyn’ tefsiri ile merkez vaizinin evinde, dizlerimin üzerinde kitabım ve kitabımın üzerinde küçük başımın tatlı, yuvarlak gölgesi.

 

Sonra kitaptan ezberlenen sureler. Müftü Hoca boğazında akort yapmayı öğretiyor. Tatlıca bir sesin yankısı, bedenimde titremeler, heyecanlanıyorum.

 

Anadolu liseleri yeni açılmış. Pakistan’dan bir muallim. Akşam yemeğinden sonra alıyor karşısına beni. Lokanta masalarına henüz peçetelerin bırakılmadığı, bunun yerine rengarenk kağıtların geometrik hesaplarla kesilip, sonra da tomarlara ayrıldığı ve bu tomarların üzerine de cam bardakların baskılanıp helezonlar çizdirilerek yelpaze görüntüsü verilip tekrar bir cam bardağına bırakıldığı desteden pembe bir kağıt çekiyor. Ve üzerine İngilizce zamanlara ait enfes bir şema çiziyor.

 

Ramazan aylarında yoğunlaşan yüzüne Kur’an okumaları samimi bulmaz mıydım?

 

Teravih namazına koşan cemaatten kimisinin ‘kaza namazı’ niyeti fısıldamalarını ve selam vermek yerine diğer rekata dikey geçiş yapmalarına ‘ibadetlerin ruhu’ adına itiraz hamleleri yapar mıydım?

 

Kaldırım taşlarına serdikleri mukavvalar ile Cuma namazını atlatan cemaatin duruşunda bir derinlik, lezzet, içtenlik, adanmışlık bulmadığımı yüksek sesle söyler miydim?

 

‘İctihad nedir, Müctehid kimdir’ kitabının yol aydınlığında boyumu aşan mezhep tartışmalarının ortasında buluyorum kendimi. Dört kitap, dört melek, dört mezhep kategorisine ironik göndermelerde bulunur muydum?

 

‘Çok satan kitaplar’ ibaresine asla tav olmadım. Yaşar Kemal’e neden mesafeli durdum. İsmet Özel neden ve asla tüm mahalle baskılarına rağmen idolüm olmadı.

 

Kesme taşlarla döşeli tozlu yolları sulayan kırmızı renkleri pörsümüş şehrin tek itfaiye aracını ve şoför Çerkez’i; mezbahaneden kasaplara et taşıyan ve düğünlerde gelin karşısına geçip pala bıyıklarını burarak gençlik rolleri kesen konuşma engelli amcayı; büyük teneke kalıplarından binbir şekil soba ve mangal yapan İsa’yı, kahveci Bayram’ı, berber Paşa’yı, Beyoğlu kaçkını kabadayıları ve beşyüz kiloluk yumruğum var diyen Nizam’ı unutur muydum? Bir film platosuydu sanki hayatın aktığı zemin. Mekansal yoğunluklar şahsiyet çoğulculuğu dolayımında hayata çoşku katıyordu.

 

Yayla anılarını anlatan yaşlı amcadan kelimeler biriktiriyorum: gez, xecit, çımı, gov…

 

Müftü Necmettin tarih öncesinden bakışlarla süzüyor etrafı. Aşağı çarşının buzlu sularında yıkanan Rıza pancar gibi burnuyla Halifan kömürü yaktığımız AUER marka sobaya sokulmuş. Elinde asası ile Sekman, kırkbeş derece eğimli yürüyüş hamleleri ile kaldırımda takırdıyor. Rençber Aziz’den sesler doluyor taksilere, minibüslere. Vali denetiminde bitimsiz namaza duran Jilet Ali anekdotları kahve masalarında. Onlarca eski ve yırtık elbiseyi üst üste giyen ve bir şehir efsanesi gibi sessizce dükkandan dükkana süzülen Komiser Hasan. Hastanenin maskotu Selo. Nur yüzü, mülayim karakteri ile iki gözü ama Hüseyin. Bütün çocukların ilk ticari deneyiminde payı olan tatlıcı Nene Guzi. ‘Nazilli basması’ takılmalarına öfkelenen Eşref.  Memleketimin kaplumbağa takıntısı ile meşhur bir diğer ismi,  Rıza.

 

Simsar Kemal, Elektrikçi Ekrem, Ayakkabıcı Nizam, Palulu Yaşar, İğneci Çerkez, Kara Memed, Gazeteci Abdurrezzak, Hamal Seyfo, Keki, Pira Zırt, Ali Çakmak, Deli Kemal…

 

Şehir sinemasının unutulmaz karakterleri: Makinist Şükrü, Müdür Kasım, Biletçi Yaşar, Mahmut, Adem, Nevzat, Hikmet, Arif ve diğerleri…  İspanyol paça pantolonlar ve uzun yakalı gömlekler en çok onlara mı yakışırdı?

 

Sokaklarda lacilerini çekmiş zabıt amcalar: Sait Anşin, Sıddık bey, Hacı Mevlüt, Cuma amca, Ağa ve İsmet.

 

Atlı Palas gölgesinde ayakkabı tamircisi Ali Rıza. Sempatik dede Postacı Sabri. Mesleğinin duayeni Otelci Şamil. İz bırakan muallim Burhan Gültekin ve refikası Hüsniye Hoca. Vergi, fiş, ceza gibi kelimelerle özdeşleşmiş maliyeciler Sabri Altunsu, Selim Burakgazi. Eski Hal içinde Erzurumlu kardeşler. Yanı sıra zücaciyeci Bekir Üçgül, bakkal Şükrü Bozali ve Hüseyin Esen. Hal meydanında karpuzdan dağlar, sebze bahçesi gibi yan yana dizilmiş komisyoncular, kabzımallar…

 

Buz dolu melamin tencerelerde soğuk su satan çocuklar, toz biber eklenerek kitap sayfalarından külahlarda yenen haşlanmış nohutlar.

 

Boy veremediğim Adali maceraları, aşağı çarşının tahta köprüsü, isimsiz asker mezarı etrafında piknik hatıraları, bisikletçi Adil amca ve diğer ışın kütleleri…

 

Kendi nehirlerimizden, kendi sokaklarımızdan, kendi çarşılarımızdan, kendi gök kubbemizden kendi toprağımıza akan ruhlarımız.

 

 
Etiketler: BENDEKİ, NOTLAR, -4-,
Yorumlar
Diğer Yazılar
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Kasımpaşa
12
0
0
0
4
4
2
Galatasaray
9
0
1
0
3
4
3
Medipol Başakşehir
9
0
1
0
3
4
4
Kayserispor
8
0
0
2
2
4
5
Atiker Konyaspor
8
0
0
2
2
4
6
Antalyaspor
7
0
1
1
2
4
7
Evkur Yeni Malatyaspor
7
0
1
1
2
4
8
Beşiktaş
7
0
1
1
2
4
9
Trabzonspor
7
0
1
1
2
4
10
Demir Grup Sivasspor
4
0
2
1
1
4
11
MKE Ankaragücü
4
0
2
1
1
4
12
Bursaspor
3
0
1
3
0
4
13
Fenerbahçe
3
0
3
0
1
4
14
Göztepe
3
0
3
0
1
4
15
Aytemiz Alanyaspor
3
0
3
0
1
4
16
Çaykur Rizespor
2
0
2
2
0
4
17
Akhisarspor
2
0
2
2
0
4
18
BŞB Erzurumspor
1
0
3
1
0
4
Arşiv