Yazı Detayı
08 Ekim 2015 - Perşembe 12:18 Bu yazı 1426 kez okundu
 
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

'Evrensellik' son derece büyük bir iddia.

 

Bu iddia, baştan aşağıya tutarlılık, kendini yenileyen iç dinamikler, sorgulayıcı mekanizmalar ve zamansallık/mekansallık sorunlarına hızlı intibaklar gerektirir. İddia sahipleri tevhid ve ahlak gibi temel niteliklere, fıtrat gibi antropolojik izahlara sahip olmalı; yine iddia, ilk insandan bu yana değişmeyen sabiteler ile çelişkisiz kök paradigmaya, kelimelerin/bilginin gücüne, dilin kuşatıcılığına ve etkin figürlere dair çarpıcı sahiplikler içermelidir.

 

Kısacası evrensellik, dört başı mamur kılınmışlıklar gerektirir.

 

Yine evrensellik, çoğulculuğa kapalı olmak, tek tipçi, inkarcı ve imhacı olmak, ötekileştici, dayatmacı, ekini ve nesli/insanlığı helak edici olmak, sosyo-kültürel itlaf terminalleri ile mutlak temrinler okumak, hakikati gerçekliğe indirgeyerek ötekinin gerçeğini boğmak da değildir.

 

Bu anlamda, ‘De ki: 'Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda ortak (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.’  Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: 'Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız' (3/64) ilahi buyruğu evrenselliğe dair son derece önemli kriterler sunmaktadır.

 

Zira burada kitap ehli (geniş anlamda insanlık) hakikate davet edilmekte; hakikat ana hatları ile özetlenmekte ve muhatabın gerçekliklerine dair normatif tutumlar geliştirmekten uzak durulmaktadır.

 

Aynı evrensel tutumu, ‘(Yeryüzünde) Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düşmanlık yoktur’ (2/193) ayetinde de gözlemek mümkün.

 

Yani, aslolan hakikattir, Allah’ın ‘hak’ ismine bağlı belirlemelerdir.

 

"Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık, sizi halklara ve kabilelere ayırdık ki, tanışasınız (birbirinizi kimliğinizle tanıyanınız). Kuşkusuz, Allah katında en üstün olanınız, en çok sakınanızdır" (Hucurat, 13) ayetinde de ontolojik köklere dair bir belirleme, sahiplenme ve yol/yöntem gösterme; yaratılanları ötekileştirmeme, renk ve dillerden dolayı kastlar geliştirmeme ve aynı hizada karşılama gözlenmektedir.

 

Yine, ‘Gerçek şu ki, Biz ona yolu/yöntemi gösterdik; şükredici, ya da nankör (olması artık kendisine kalmıştır)’ (76/3) ifadesine baktığımızda da hakikatin tekliği ve insanın bunun karşısında tercih çokluğu, yani insanın, ‘ilahi rehberlik sonrasında ilahi kudrete rağmen ‘yaşama, düşünme ve tercih etme’ hakları için oluşturulan fıtrat zemini de evrensellik iddiasının güçlü delillerindendir.

 

Bu sabitelere bağlı olarak şu saptamayı yapabiliriz: 'Ancak yanlışlanamayan karakter, söylem ve yöntem evrensel olabilir. Bu anlamda örneğin, bilimsel olanın gerçekliği kendi içinde yanlışlanma potansiyelini barındırdığından evrensel olma şansına asla sahip değildir. Çünkü sonlu ve sınırlı bir varlık olan insanın kendi formasyonundan öte hakikat belirlemesi yapması eşyanın doğasına aykırıdır. O, ancak verili alanda öğretilmiş kelimelerle anlamlı bilgi kümeleri oluşturabilir. Bu anlamda insan tarihsel bir figürdür ve ona ait tespitler de tarihsel olmakla maluldür.

 

Tarihsel olanın da evrensel yani nihai gerçeklik, dahası, hakikat olma kapasitesi yoktur. Evrensellik, bir başka deyişle nihai gerçeklik, tarih üstü ve fizik ötesi olmak, sonlu ve sınırlı olmamakla ilgilidir'.

 

Tam bu noktada, çağdaş Firavunizm olarak tecrübe edilen modernizm önemli bir örnektir. Batılı bir düşünce olarak ‘Modernizm’ evrensellik iddiası üzerinden yeryüzünü kolonileştirmenin ve insanlığı kendi doğrularına mahkum ettirmenin peşindedir. Bu anlamda denebilir ki, Siyonizm kullaştırıcı buyurganlığı ile mikro mutlakiyetçilik üzerinden bir evrensellik siyaseti güderken, modernizm bunun makro versiyonunu sahnelemektedir.

 

Köle pazarlarının savunmasız kulcukları, John Boudrillard’ın simülakr dediği hiper-gerçeklik uzamında algı tutulmaları ile evrensellik kelimesini de katlediyor.

 

‘Liberal demokrasi’lerin tarihin sonu olduğunu iddia etmek ve insanlık için düşünsel son kerte olarak bu adresi imlemek bunun en yakın örneğidir.

 

Koca bir simülasyon olan batının modernite üzerinden evrensellik sadece iddiası, ikircikli davranışlar üretmiş ve asla iki insanı, iki şehri, iki ülkeyi, iki kıtayı, iki dini, iki kültürü aynı mesafede karşılayıp muamele etmemiştir. Kendini merkeze alan bu emperyal söylem insanlığa, ‘sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim’ tehditleri savurup durmakta; tarihte eşi görülmemiş zulümlerle fitne ateşini harlayıp durmaktadır.

 

Emperyal olanın evrensel olması felsefi olarak kabil-i mümkün değildir.

 

Esasen kardeşinin kanı ile tarihe başlayan Kabil’in ötekine tahammülsüzlüğü ve imha davranışı sonsuza kadar ‘kötü’nün evrensel olma şansını tüketmiştir.

 

Seküler dünyanın efendi pozları tarihte deşifre edilip foyası meydana çıkarıldığından kötünün, aklın, ahlakın, adaletin, eşitliğin, hukukun, çoğulculuğun, özgürlüğün adresi olması ve bunlar üzerinden pazarladığı evrensellik pozları tutarsızdır, geçersizdir.

 

Bunun yanında,‘İyi’ye ait ‘İslam’ ve ‘Müslüman’ kelimelerinin tarihsel ve coğrafi izleği ‘süreklilik ve tutarlılık’ formasyonu açısından evrenselliğin en güzel örneklerindendir.

 

‘Fıtrat, vahiy, risalet, ümmet, akleden kalp’ gibi temel parametreler de dünden bugüne evrenselliğin tarihteki görünürlüğüdür.

 

Evrenselliğe ait teorik tartışmalar en başta ve doğal olarak ‘evrensel akıl’(bireysel ve kolektif akıl) konusunu sürer önümüze.

 

İslam bilgisinde bu durum öncekiler tarafından ‘usul-u din’ ve ‘usul-u fıkıh’ araçları ile karşılanmıştır.

 

Geleneğin iki ana damarından biri olan nakilci/nasçı/rivayetçi ekol evrensel aklın kodlarını önceki ve mevcut olan miras üzerinden karşılarken, akıl/cehd/tecdid/teceddüd diyen ekol ise evrensel aklın kodlarını eşyanın kendinde mündemiç hareket metaforu üzerinden dış dünyaya ait bakış ve anlama faaliyeti ile 'keşfedilen yeni kurallar' dolayımında karşılamıştır.

 

Her iki okulun, Allah rızası, ilay-ı kelimetullah, İslam davası, cihad gibi temel referanslar adına harekete geçmiş düşünce mektepleri olduğunu kabul etsek de birini diğerinden ayıran özelliklerini görmek ve adlandırmak durumundayız.

 

Ululamadan ve aşağılamadan, her birine ait değerler çizelgesi ve üretkenlik bilançosunu adil ve insaflı kriterlerle teslim etmek durumundayız.

 

Evrensellik bağlamında rey ehlinin çok fazla toplumsallaşmamış ve resmileşmemiş olsa da güçlü bir literatür oluşturduğunu söyleyebiliriz.

 

Hz. Ömer, Hz. Aişe, Ebu Hanife, Şatıbi,İbni Teymiye, Razi, Afgani, Abduh, İkbal, Mevdudi, S.Kutub, A.Şeriati, M.Akif, Musa Carullah, S.Çekmegil, İ.Faruki, R.Garaudy, A.İzzetbegoviç, E.Özkan  ve daha nice Müslüman şahsiyet bu damar adına çok güçlü cümleler kurmuş, gök kubbeye vahyin nakışlarını işlemişlerdir.

 

Skolastik kavrayışın ve dogmatik müfredatın bu cenah tarafından sıkı bir tenkide tabi tutulduğunu ve reddedildiğini görmekteyiz.

 

Bu tarza ait müktesebatın İslam dünyasının düşünce sorunlarına yakın, orta ve uzun vadeli hedefler ve çözüm önerileri sunduğunu; kendi içinde henüz bir okullaşma, disipliner sıfat kazanma ve kurumsal araçlarla kendini üretip sürdürme konusunda yeterli olmasa da ümit verdiğini söyleyebiliriz.

 

Bu ümidin özellikle,‘bireysel çabaların özgül ağırlığı’ bağlamında okunmasının yukarıdaki tespiti daha anlamlı kılacağını düşünüyorum.

 

Son yüzyılda kaleme alınan bazı kaynak eserlerin ve yakın plana alınarak yeniden işlenen bazı konuların yarattığı sinerjinin etki alanının büyüklüğü ile dinin sosyal aidiyet olmaktan çok hayat tarzı olduğu şeklindeki özgün ve orijinal tanım ayırt edici en önemli göstergelerdendir.

 

Yine, hayatın her kıvrımına dokunan ve dinselliği hukuk, siyaset, ticaret, ahlak, aile, eğitim, kültür, sanat gibi her konuda nihai hüküm, tavsiye ya da muhayyer bırakma gibi kategoriler ile makul kıvamlarda tedavüle sokan bu anlayış evrenselliğe ait bir diğer göstergedir.

 

Diğer göstergelerle bu durumu anlamaya çalışırsak;

 

Zühd ve dünyevileşme seçenekleri karşısında ‘denge’ alternatifi ile kuram, felsefe, dünya görüşü ve ideoloji düzleminde terk edilmiş bir sese beden olan bu yaklaşım cihanşümullüğe daha yakın durmaktadır.

 

Hukuku salt ceza hukukuna indirgeyen katı yorumlar yerine, hak ve adalet  gibi vurgularla hukuk aklını ve ahlakını öne çıkararak medeniyet kelimesinin içini daha fazla dolduran ve hukuk ile fıkıh kavramlarına bağımsız tanımlar getirerek hukuku metafizik, fıkhı ise fizik alan içinde gören bu yaklaşım evrenselliğe daha yakındır.

 

Şiddet, adavet, husumet gibi konularda net duruşlar ile silm, selam, selamet gibi ana referanslara göndermeler yapan, insanın biricik olduğunu ve Kabil’in cinayet suçunun ebediyen mahkum edildiğini söyleyerek masum bir cana kıymanın insanlığa kıymak ile eşdeğer olduğunu söyleyen bu yaklaşım, yeryüzünde fitne kalmamasını hedefleten ilahi buyruğa evrensellik düzleminde daha yakındır.

 

Sünni, şii, mutezili, sufi demeyen ve insanları kategorize edip düşünceye ait ürünlerinden dolayı mahkum etmeyen; klasik ve modern fırka-i naciye tezahürleri ile toplumda dinsel tefrika temellerini atmayan bu yaklaşım evrenselliğe daha yakın durmaktadır.

 

İlmi ve ulemayı mahdut bir zaman aralığına ve mekan koordinatına sabitlemeden, kozmik düzenekte makul seyirler ile her çiçekten bal alan arı gibi her galaksiden, her gezegenden, her yıldızdan, her dilden ve her renkten, dünden ve bugünden bilgi adına nasiplenen ve ürünlerini sadece Müslümanların değil tüm insanlığın ortak faydasına sunan ilim ahlakı da evrenselliğe daha yakın durmaktadır.

 

Bilginin nakliyecilik olmadığını ve hasılı tahsilden öte bir anlama çabası olduğunu söyleyen, tedrisatın ana malzemesinin tenkit olduğunu işleyen, farklı ekol ve mekteplere ait eserlerin okunmasını tavsiye ederek alternatif kütüphaneler öneren, kişi merkezli okumalardan ısrarla uzak durulmasını tavsiye eden (Prof. Mehmet Görmez), çapraz okuma grupları, karşılaştırmalı/mukayeseli metin çözümlemeleri yapan bu yaklaşım evrenselliğe daha yakın durmaktadır.

 

Bilgi nedir, nasıl elde edilir, nasıl üretilir ve nasıl sürdürülür gibi sorulara patronaj ilişkilerine girmeden özgür ve ahlaklı cevaplar veren, batı ve bilgi konusunda tam bir özgüven ile karşılaşmalara hazır kıta bekleyen, insan ve bilgi konusunda insanın yanılabilirliğini esas alarak anlatılar üzerine kurulu ciddiyetsiz kurguları bir kalemde silen, cahiller kadar ulemayı da didikleyip gerektiğinde eleştiren ve isabetsiz örneklerini makul ve muteber bir dille deşifre eden, kişilerin rüyalarını bilginin kaynağı görmeyip rüyalara dayalı kağıttan imparatorlukları yerle bir eden yaklaşım daha evrenseldir.

 

İlim vahiydir diyerek bilmeye dair her şeyi Allah ile başlatan; kitabını, fen, tarih, astronomi kitabına indirgemeden hidayete ve toplumsal barışa dair bir rehber olarak gören, bu duruşunu ictihad müessesesi ile diri tutmaya çalışan, önceki eserleri yazıldıkları zamanın şartlarında okumaya çalışan, hükümleri zaman ve mekanla beraber okuyup değişime açık duran, mezhepleri ve meşrepleri din haline getirmeyen, dine karşı din suretindeki her türlü tuzağı deşifre eden, ravi tenkidi kadar metin tenkidi de yapan, ‘fi ma kal  ew kema kal’ ile rivayetler karşısında temkini elden bırakmayan, ilahi kitapları tahrif edenlerin pekala beşeri eserleri de tahrif edebileceğini peşinen kabul eden bu anlayış evrenselliğe daha yakın durmaktadır.

 

‘Şeriatte şari’den başkasının sözünü müteşabihe hamletmek caiz değildir’ (Razi) diyerek, ‘şeyh uçmaz müritleri uçurur’ kabilinden uçuran/şişiren te’villere, abartılı yorumlara kapıyı kapayan; hakikati şahıslarda ya da çoğunluklarda/kalabalıklarda aramayan, ‘biz atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk, onların eserlerine uyarak yol alacağız’ (Zuhruf/23) diyerek aklını tarihin bir kesitine çivilemeyen bu anlayış daha evrenseldir.

 

‘Varlık, hayat ve nihayet’ ile ilgili konularda yazılmış çizilmiş olanı son sözler olarak görmeyen, medhiye ve tenkitte iz’an ve insaf sınırlarını koruyabilen, gayb konusunda haddini bilerek modern Hurufilik’ten uzak duran, rahmet sağanağı bir kitabı rakamsal datalara indirgemeyen, bir cebinden mehdi diğerinden deccal çıkarmayan, Hz. İsa’yı malum bir mezhep üzere Şam civarında arza geri getirmeyen, Hint, İran ve Yunan kültüründen mülhem gavs, kutub, Hızır, ebdal ve avtad ile keşfe dayalı apaçık bir kast sistemi kurmayan, kerim olan Allah’ın lütfü keremi olan ilahi vahyi özel bir bilgi ve yetenek kılıp birilerine özgü kılmayan, tarihin ve toplumun yasaları olduğuna iman eden ve yasa üstü beklentilere girmeden eşyanın tabiatına muvafık pratikler ile zaferler kovalayan bu kavrayış universal olmaya daha yakındır.

 

‘Eğer biz İslam’ın üstün değerler sistemi olduğunu Müslüman olmayanlara anlatmak istiyorsak, onlara her şeyden önce bizim İslam’ı temsil etmediğimizi söylemek durumundayız’ (M.İkbal);

 

‘Eğer İslam’dan maksat Kur’an’sa, ortada İslam diye bir şey olmadığını söylemek zorundayız. Çünkü Kur’an bugün göklere çekilmiş ve yeryüzündeki İslam’ın onunla ilgisi kalmamıştır’ (M.Akif);

 

Ve, ‘İslam, ne bugünkü Müslümanların tavır ve yaşayışları, ne İslam tarihinin şu veya bu dönemi, ne de İslam adına kaleme alınan şu veya bu kitabın anlattıklarıdır’ (İ.Faruki) şeklindeki tespitlerle cesur bir ‘itiraf aklı’ geliştirebilenler alemşümulluğu daha fazla hak ediyorlar. 

 

Kısaca özetlemeye çalıştığımız ve bir alim olarak İmam Ebu Hanife’de müşahhaslaşan vahiy ve akıl temelli bu yaklaşım, alemşümul, evrensel, üniversal olma şansına, haklı, tutarlı ve ciddi argümanlarla daha yakın durmaktadır.

 
Etiketler: EVRENSEL, OLAN, NEDİR/KİMDİR?,
Yorumlar
Diğer Yazılar
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
19
0
2
1
6
9
2
Galatasaray
19
0
2
1
6
9
3
Başakşehir
18
0
1
3
5
9
4
Kasımpaşa
18
0
3
0
6
9
5
Başakşehir
18
0
1
3
5
9
6
Kasımpaşa
18
0
3
0
6
9
7
Antalyaspor
16
0
3
1
5
9
8
Antalyaspor
16
0
3
1
5
9
9
Göztepe
15
0
4
0
5
9
10
Beşiktaş
15
0
2
3
4
9
11
Göztepe
15
0
4
0
5
9
12
Beşiktaş
15
0
2
3
4
9
13
Trabzonspor
14
0
3
2
4
9
14
Trabzonspor
14
0
3
2
4
9
15
Ankaragücü
13
0
4
1
4
9
16
Ankaragücü
13
0
4
1
4
9
17
Konyaspor
13
0
2
4
3
9
18
Konyaspor
13
0
2
4
3
9
19
Alanyaspor
12
0
5
0
4
9
20
Alanyaspor
12
0
5
0
4
9
21
Yeni Malatyaspor
12
0
3
3
3
9
22
Yeni Malatyaspor
12
0
3
3
3
9
23
Sivasspor
10
0
3
4
2
9
24
Sivasspor
10
0
3
4
2
9
25
Fenerbahçe
9
0
4
3
2
9
26
Kayserispor
9
0
4
3
2
9
27
Bursaspor
9
0
2
6
1
9
28
Fenerbahçe
9
0
4
3
2
9
29
Kayserispor
9
0
4
3
2
9
30
Bursaspor
9
0
2
6
1
9
31
Çaykur Rizespor
8
0
3
5
1
9
32
Çaykur Rizespor
8
0
3
5
1
9
33
Bb Erzurumspor
6
0
5
3
1
9
34
Bb Erzurumspor
6
0
5
3
1
9
35
Akhisar Bld. Spor
5
0
6
2
1
9
36
Akhisar Bld. Spor
5
0
6
2
1
9
Arşiv