Yazı Detayı
04 Nisan 2016 - Pazartesi 15:48 Bu yazı 1115 kez okundu
 
KARTEZYEN DİNDARLIK
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

Üretim programlarının en ileri teknolojilerle desteklendiği bir zamanda yoksulluk ve açlık sınırlarına ait verilerin ürküten seyri bir şeylerin doğru gitmediğini jurnalliyor.

 

Fiyatların piyasalarda ve tezgahlarda değil, sanal ortamlarda spekülatif datalarla belirleniyor olması; tüketim psikolojisinin ve tüketici sepetlerinin gerçeklikten giderek uzaklaşması; emekçi aylıklarının bazen sepetteki mal kadar tatmin edici olmaması, ‘yanlış olan bir şeyler’ var dedirtiyor.

 

Gelir grupları arasındaki uçurumun derinliği, sosyal mutabakatlar için kullanılan dilin ve argümanların yetersizliğini; bilgi ve eğitim için ayrılan bütçeler, kullanılan müfredatlar, insan kaynakları ve fizik koşullar da erdemli bir topluluk için ideal/heyecan yetersizliğini ortaya koyuyor.

 

Modern reaksiyonların başta birey ve aile kavramlarını çökerterek toplumu evrende salınan moleküllere dönüştürdüğünü; sevgi, muhabbet, bağlılık gibi temel belirleyicilerin genç nüfusun belleğinden silindiğini ve evliliklerin en fazla ilk yıl sona erdiğini görmek de ‘yolunda gitmeyen bir şeyler var’ dedirtiyor.

 

İmar planlarının, çevre düzenlemelerinin ve kent modellerinin medeniyet, şehir, kamil insan gibi esas olana vurgu yapan yönlerinin eksikliği; doğa, vahşi yaşam, çevre dengesi gibi konuların minik modeller üzerinden aldatıcı örneklerle manipüle edilip arka planda korkunç bir vurgun/soygun/talan hallerinin yaşandığı bir zamanda hiç olmazsa ‘minimum standartlar’ diyor insan.

 

Eğlence sektörünün gizli saklı ve marjinal olmaktan çıkıp aleni ve başat kültür olmaya doğru gitmesi; genç kızların ve erkeklerin haz, hız ve kariyer cazibesine kapılarak ümitlerini ve emeklerini bilinmez sokaklarda tüketmeleri çanların ‘korunmayan nesil’ için çaldığını göstermiyor mu?

 

Televizyon, bilgisayar ve cep telefonlarının sosyal dokuyu nasıl çözdüğünü; bu aletlere gömülen ruhların ve zihinlerin nasıl bir yalnızlık ile klinik vakalara evrildiğini;  masum iletişim karelerinin aslında ne zulümlere, ahlaksızlıklara, ayartmalara/ayartılmalara kapı araladığını görmek ve topluma ‘nereye gidiyorsunuz, ne yapıyorsunuz’ demek gerekmiyor mu?

 

Anadolu’nun kadim davranış kodlarından örtünme davranışını, temelinde ekonomik sömürü ve kültürel kolonyalizmden başka bir şey olmayan ‘moda’ saplantısı ile savuran; her anı farklı bir kıyafet ile karşılama geriliminden dolayı helali haramı ayırt etmeyerek hedefe kilitlenen zavallılar adına birilerinin ‘Ey dünyalılar’ deme zamanı gelmedi mi?

 

İnsanı, eşyayı, hayvanatı ve nebatatı köklerinden kopararak uluslar arası şirketlerin, laboratuarların ve kıytırık makalelerin nesnesi haline getiren bu hayasızlığın önüne geçecek söylemlere kim sahip çıkacak?

 

Dram, gerilim, kaos, çatışma ve intihar dışında hiçbir şey sunmayan; yalnızlık, şüphecilik, bencillik, yabancılaşma, ötekileşme dışında hiçbir şey üretmeyen küresel düzene kimler ‘hayır’ diyecek?

 

‘Eşref-i mahlukat’ olan insan adına her türlü mahalle baskısına, klasik ve modern iktidar ayartıcılarına, bilginin rasyonalizm, deneyim ve sezgi tahakkümüne kimler dur diyecek?    

 

Sermayenin adam yutan burgaçlarına; politikanın değer törpüsü hamlelerine; cemaatçi toplumun şahıs kültlerine ve devletin yer tanrısı rollerine kimler ‘dur’ diyecek?

 

Her defasında yeni bir put, dogma, kutsal veya ideoloji ile kitlelerin algılarını kuşatan ve bir menzilden diğerine koşturup şizofrenik ruhsallıklar yaratan küresel egemenlere kimler ‘yeter’ diyecek.

 

J.P.Sartre’ın deyişiyle, ‘kültürlü insan olmanın Racine’i ya da Theokritus’u bilmek olmadığını aksine insanın dünyadaki durumunu anlamasına yarayan bilgi ve metodu edinmiş olmak’ olduğunu kimler haykıracak.

 

Hayatın sonsuz değerlerini rakamların dilinde bayağılaştıran; istatistikler üzerinden değer yargıları kurgulayan; soğuk ve banal tercümelerle hakikatin gücünü ve insanın şerefini şifrelere indirgeyen örnekler tekil olmaktan çıkmış belirleyici öznelere dönüşmüş durumda.

 

Sohbet, muhabbet, diyalog gibi asli insani talepler futbol tuzağı üzerinden tatmin ediliyor; zamana ve mekana tanıklık, özgürlük, eşitlik gibi içi doldurulmamış siyasal kavramlarla geçiştiriliyor. Demokrasi üzerinden sosyalleşmeler, liberalizm üzerinden kendini gerçekleştirmeler; ulus bilinci üzerinden tarih dışında bırakılmalar, din üzerinden gönüllü kulluklar sürdürülüyor.

 

Hasbi sözler, hasbi davranışlar, hasbi dostluklar tükeniyor; mert adamlar, toprak gibi analar yetişmiyor; kalender örnekler gök kubbede kalan hoş sadalara dönüşüyor; kişisel gelişim hurafeleri özgün karakterlerin önünde duvar gibi duruyor.

 

Ahiret bilincinden yansımalar denebilecek eylemler hızla unutuluyor; niteliğe ait her kale nicelik konvansiyonlarınca işgal edilmiş; güneşin köreleceği (Tekvir/1) zamana dair en küçük bir hazırlık belirtisi görünmüyor.

 

Dindar benlik iktisat anlayışına, siyasal tutumlara, ahlak endişesine, bilgi ve bilinç süreçlerine karşı anlam kodlarını merak etmiyor. Biz hangi dünyaya uyanıyoruz, soluğumuz hangi canlılara zehir oluyor, tepkilerimiz hangi kompradorlara ve konforlu hayatlara can veriyor, varlığımızın evrensel izdüşümü nedir gibi temel sorular ihmal ediliyor.

 

Bazı algı ve tutumlarımızla Yahudi ve Hıristiyanları, bazı heyecan ve isteklerimizle mekanik fantezileri; bazı duruşlarımızla sekülerizmi ve laikleri; kimi hissiyatımızla tarih öncesi mistikleri, kimi önceliklerimizle kaba materyalistleri, kimi kavgalarımızla da vahşi kapitalizmi sürdürdüğümüzü hiç düşünmüyoruz.

 

Her eylemin bir de ruhu vardır ama bizim eylemlerimizin tamamı ruhsuz’ demeyi kendimizden uzaklarda tutuyoruz.

 

Son asırda postmodern reaksiyon olarak batıda yaşanan idealizm ve ruhçuluk üzerinden doğa ötesine uzanma trendi olmasa muhtemelen bizim mahallede de ‘dindarlaşma’ olgusu itibar görmeyecekti. Demek ki temellerimize dönüşte dahi ‘meşru referans’ sıkıntılarımız var.

 

Korkunç bir ironi ile Müslüman kitleler İslam’a oryantalist bakışlar üzerinden yakınlaşmalar yaşıyor.  Bilinçsiz bilgi yığınları ve hakikate mesafeli ritüeller ‘işittik ve itaat ettik’ eylemine bir şey katmıyor. Yakınlaştıkça uzaklaşmak bu olsa gerek ya da zafer sandığımız anların aslında yenilgi saatleri olduğu.

 

Bir diğer ironi de bilginin ve bilincin taşıyıcı ve sürdürücü aygıtlarının hala anlatılar, rivayetler, mekanlar, şahıslar, figürler, olağanüstücü çevreler olduğundan ‘oku’ (dinle, anla, yorumla, uygula) dinamizminde saklı bilgi diyalektiği, bireysel ve kolektif çıkarımlar, alternatif kelimeler ve ‘hayat dolu’ kitapla aramızda mesafeler olması değil mi? 

 

Okuyanlar tarihselcilik illeti ile garip/şaz önermeler sunuyor; okumayan mukallitler ise gelenek ile modernliği, ahiret ile dünyayı, kilise ile rönesansı, İslam ile nasyonalizmi ya da sosyalizmi, facir ile muttakiyi ilginç uzlaştırıcı yorumlar ile mezcediyorlar.

 

Oysa İslam, kafa konforu ya da zihinsel fantezilerle ilgili bir durumsallık olmayıp hayatın köşesine bucağına dokunan; ferdi, sorumlu ve aktif bir karakter olarak sosyal ilişkilerin kalbine yollayan bir hayat tarzıdır.

 

Lafzı ve ruhu ayrı kulvarlara savurmuş olan bu anaforun zihinsel bölünmüşlük dışında bir yerlere açılan kapısı yoktur.

 

 Kartezyen Dindarlıklık demekle kastettiğimiz tam olarak budur işte.

  

 

  

 
Etiketler: KARTEZYEN, DİNDARLIK,
Yorumlar
Diğer Yazılar
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
75
0
7
3
24
34
2
Fenerbahçe
72
0
4
9
21
34
3
Medipol Başakşehir
72
0
6
6
22
34
4
Beşiktaş
71
0
5
8
21
34
5
Trabzonspor
55
0
9
10
15
34
6
Göztepe
49
0
11
10
13
34
7
Demir Grup Sivasspor
49
0
13
7
14
34
8
Kasımpaşa
46
0
14
7
13
34
9
Kayserispor
44
0
14
8
12
34
10
Evkur Yeni Malatyaspor
43
0
13
10
11
34
11
Teleset Mob. Akhisarspor
42
0
14
9
11
34
12
Aytemiz Alanyaspor
40
0
16
7
11
34
13
Bursaspor
39
0
17
6
11
34
14
Antalyaspor
38
0
16
8
10
34
15
Atiker Konyaspor
36
0
16
9
9
34
16
Osmanlıspor FK
33
0
17
9
8
34
17
Gençlerbirliği
33
0
17
9
8
34
18
Kardemir Karabükspor
12
0
28
3
3
34
Arşiv