Yazı Detayı
13 Mayıs 2016 - Cuma 17:18 Bu yazı 1359 kez okundu
 
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

‘Hayat, kesişmelerin özetidir’ dense yeridir.

 

‘Okumada, yorumlamada ve anlamada kesişmeler’ bunun en mütecanis misalleridir.

 

 Schopenhauer okumaları etrafında tanassur ederken filozofun ölümünden iki yıl sonra (1862) doğan ve Osmanlının ilk kadın muharriresi olarak anılan Fatma Aliye ile kesişti yollarım.

 

Önce Alman bilgesinin annesi ile yaşadıkları sonra da Fatma Aliye’nin kızı İsmet ile yaşadıkları bunu ziyadesiyle ilginç kıldı.

 

Asım ve Haluk figürleri üzerinden aşina olduğumuz hikayelere yenilerini ekleyecektim.

 

Fatma Aliye’nin evlat ile imtihanının adı İsmet…

 

Kadın imgesine anne gerilimi üzerinden negatif yüklemeler yapan cins kafa ise Schopenhauer.

 

Bir 'irade' olarak dünyayı gözlemleyen kötümser bir filozoftur Schopenhauer.

 

Yaşadığı dönemin en ünlü kadın yazarlarından olan ve 1820 yılında bütün eserleri 20 cilt olarak basılan Johanna Schopenhauer ile oğlu Arthur’un sert ve yakıcı bir ilişkisi vardır.

 

 Johanna sıradan bir ailenin akıllı ve kabiliyetli kızıdır. Tüccar olan kocasına tahammülü zorlaştıran yıllar geçirmiştir. Fakat kocası bir intihar sonucu hayattan ayrılınca, Johanna Almanya’nın en ünlü salonlarından birini açar.

 

Yakın dostu Goethe’nin teşvikiyle romanlar kaleme almaya başlar. Her muhitten edebiyat meraklısı erkeklerin devam ettiği salonuna, oğlunu da ancak misafir kabul günlerine dahil eder.

 

 

Her şeye kötümser bakan ve kimseleri beğenmeyen oğlunun iklimini yanı başında   hmek kötü gelmektedir ona.

 

 Bir kavga sonucu, oğlunun merdivenlerden yuvarlanmasına sebep olur.

 

Arthur, bu yuvarlanışın rövanşını, yıllar sonra ev sahibinden almayı deneyecek; ancak kadın merdivenlerden yuvarlanıp kötürüm kaldığı için, yıllarca kadına nafaka ödemek zorunda kalacaktır. (Uzak Ülke, F.K.Barbarosoğlu)

 

Annesi ölünceye kadar, bir daha oğlunu görmek istemeyecektir. İşte hikayeler burada eklemlenir birbirine: 

 

Almanya’nın yazarlıktan geçimini sağlayan ilk kadın yazarı olan Johanna ile ilk Osmanlı kadın yazarı olan Fatma Aliye’nin hikayesi.

 

Johanna, sıkıcı evliliğinden sonra serbest aşk hayatı yaşamayı seçmiş; oğlunun eleştirilerine tahammül etmek istemediği için, bir daha onunla yüz yüze gelmemeyi tercih etmiştir.

 

 Fatma Aliye’nin dört kızının en küçüğü olan 1901 doğumlu İsmet de, ‘özgür olmak istiyorum’ diyerek evden ayrıldıktan sonra, bir daha asla yüzünü annesine göstermemiştir…

 

Annesi yaşadığı sürece, Johanna’nın oğlu olarak anılan Arthur, yazdığı eserlerin kitap olarak değil kese kağıdı yapmak için alındığı dönemde bile, umudunu hiç kaybetmez. Onunkine ne kadar umut denilebilir zaten? Babasından miras kalan üç kuruş, onu ne üniversiteye mahkum etmiş ne de hayatın eline oyuncak etmiştir. O da hayatını bir filozofa yakışır şekilde ilkeli ve soğuk ve mesafeli olarak sürdürmüştür.

 

İsmet de Fatma Aliye’nin kızı ya da Cevdet Paşa’nın torunu olduğunu unutturmak için her şeyi yapmıştır.

 

Schopenhauer’un en sevdiği fabl, kirpi fablıdır. Yani fazla yaklaşmaya gerek yoktur insanlara. Kişilerin birbirlerine zarar vermeyecekleri en uygun mesafe, kirpilerin okları gibi korunmalıdır daima. Korumuştur kendisini insanlardan. İlerde onlar için vazgeçilmez olacağından emin. Johanna’nın, Arthur  Schopenhauer’un annesi olarak anılacağından emin.

 

Biyograflar onu en çok Byron ile anacaklardır, anne sevgisinden yoksun oluşun eserine verdiği renk konusunda.

 

Anne sevgisizliği kadın sevgisizliğine dönüşecek, bütün felsefesini kadınların ahmaklığı üzerine kurmaktan vazgeçmeyecektir.

 

Ama yine de, çocukların irade ve davranışlarını babalarından, akıllarını annelerinden aldıklarını söylerken, aklı ve zakası ile yaşadığı dönemin erkelerinin başını döndüren Johanna’nın oğlu olmaktan şikayet etmeyiş eşlik etmiş gibidir felsefesine.

 

Annesi tarafından kovulmayan, sevgiyle bağra basılan bir çocuk olsaydı Arthur, belki kadınlar konusunda o kadar tahammülsüz olmayacak; tahammülsüz olmadığı için ev sahibini merdivenden yuvarlamayacak; merdivenden yuvarlamadığı için nafaka cezasına çarptırılmayacak; üç kuruş ile nasıl yaşarım endişesini daha az duyacağı için, belki de kadınlar hakkında daha az kötümser olacaktı.(Barbarosoğlu)

 

Erkekler adına çok eşliliği savunan Arthur Schopenhauer ile Fatma Aliye’nin yolları bir defa daha kesişecektir tarih önünde. Üstelik Schopenhauer, felsefesiyle modern psikanalizin babalarından biri sayılacak; fakat çok eşlilik üzerine ileri sürdüğü fikirler, önce parantez içine alınacak; sonra sonra görünmez olacaktır.

 

Fatma Aliye’nin Mahmut Esad Efendi ile tartıştığı ‘taaddüd-i zevcat’ meselesi, İslamcıların çok eşliliğe bakışı olarak, en vulgarize söylemlerin parçası olacaktır. Fatma Aliye çok eşliliğe karşı çıktığı için İslamcılar tarafından benimsenmeyecektir; İslam’ı Türk toplumunun temel harcı olarak gördüğü için de modernistler ve feministler tarafından.

 

Kim kim ile mukayese edilir? Mukayeselerin temeli neye dayanır? Doğumundan iki yıl önce ölmüş bir filozofun ayak izlerine, niye Fatma Aliye’nin ayak izlerini karıştırmaya çalışıyoruz. Schopenhauer hayatı boyunca annesinden nefret etti. Kötümser metinler ortaya koydu. Fatma Aliye evden kaçan kızının peşinde koşarken, kızının bütün bunları kendisini üzmek için yaptığını düşündü.

 

'Nefret' duygusunda kesişen hikayelerin erkekten kadına ya da evlattan anneye açılan parantezleri ilginç müteşabih sonuçlar koyuyor önümüze.

 
Etiketler: SCHOPENHAUER, AYNASINDA, FATMA, ALİYE, SURETİ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
ŞİİRİN GÜNCESİ -7- 'SULTAN'
BAUMAN’IN ‘AKIŞKAN DÜNYA’SI
Kaç Engerek soyundan, Sığın Aydınlığın Rabbine
ZAMANA DÜŞEN BİLİNÇ SAHNELERİ
FİKRETMENİN KARAKTERİ
ŞİİRİN GÜNCESİ -6- ‘SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE’
BENDEKİ NOTLAR -8-
KARANLIĞIN KÜLTÜRÜ
MÜNACAT
KARTEZYEN BİLİMDEN SİSTEMLER YAKLAŞIMINA
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Kasımpaşa
12
0
0
0
4
4
2
Galatasaray
9
0
1
0
3
4
3
Medipol Başakşehir
9
0
1
0
3
4
4
Kayserispor
8
0
0
2
2
4
5
Atiker Konyaspor
8
0
0
2
2
4
6
Antalyaspor
7
0
1
1
2
4
7
Evkur Yeni Malatyaspor
7
0
1
1
2
4
8
Beşiktaş
7
0
1
1
2
4
9
Trabzonspor
7
0
1
1
2
4
10
Demir Grup Sivasspor
4
0
2
1
1
4
11
MKE Ankaragücü
4
0
2
1
1
4
12
Bursaspor
3
0
1
3
0
4
13
Fenerbahçe
3
0
3
0
1
4
14
Göztepe
3
0
3
0
1
4
15
Aytemiz Alanyaspor
3
0
3
0
1
4
16
Çaykur Rizespor
2
0
2
2
0
4
17
Akhisarspor
2
0
2
2
0
4
18
BŞB Erzurumspor
1
0
3
1
0
4
Arşiv