Yazı Detayı
08 Mayıs 2015 - Cuma 17:07 Bu yazı 1634 kez okundu
 
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

‘Sıkıntılarını silkelemek’; anlık, ivedi ve özel duygularını, dahası ‘müthiş yalnızlığını’ paylaşmak için kullandığı araç mektuptur Nuri Pakdil’in.(*)

 

Mistik ve sürreal mugalatadan uzak, devrimci lirizmin özgün çizgileriyle gökyüzünün kalbine dokunan bir orkestra şefi gibidir her mektubunda.

 

Kakofonik değil senfonik dalga boyları ile kağıdı farklı düzlemsel çizgiler, figürler, semboller, düşünce merdivenleri ve uzaysal boyutlar ile sürülmüş tarlaya dönüştürür.

 

Kesintisiz eylem çağrısının bu adanmış neferi,’ Her yere serptiğim tohumlar; mektuplarım’ dediği iletişim ve paylaşım tekniğini ibadet tadında devam ettirir.

 

Altmış yıla yakın (1956-2013) bir zaman diliminde mektuplarını konu, üslup, özgünlük bağlamında bir okula dönüştürür. ‘Mektup Okulu’ dense yeridir bu eylem için.

 

Mektubun sarmalayan dünyasını ustaca kullanan Pakdil, duygularını, ‘Uzun bacaklı Cezayir atları / Bir gider bir gelirdi mektupları’ dizeleri ile paylaşır.

 

‘Boyun eğmeyen, dik, yiğit ve hep ‘karşı’ tavırlı Edebiyat’ dediği dergisinin yanında önemli bir mesaj paylaşım hattıdır mektuplar onun için.

 

Yüzlerce mektup ile geniş bir hinterlandın seçkin oğullarına damla damla eylem ve adanmışlık bilinci zerkeder.

 

Kirli, eğri, kanlı mülkiyet düzeninden tarihsel/öğretisel duruşlar almaya çağırdığı insanlara mektubun sihirli dokunuşları ile uzanır.

 

Mektuplar ile arkadaşlarını gevşeme, yozlaşma, savrulma gibi tehlikelere karşı koruma altına almaya çalışır. 

 

Pakdil, mektup yazınsallığında içkin birebir diyalogun derin ve keskin yemişlerini çok iyi kokladığından ısrarcı ve iyileştirici satırlarını uzun yılların sıcak ve samimi koynunda büyüterek yarınlara taşır.

 

‘Bu bir mektup yangınıdır’ diyen Pakdil, muharrik düşünce olarak Tarık B. Ziyad ve gemileri yakma metaforu üzerinden bir düzeye işaret eder: ‘Bu mektupların aşkında ricat yoktur’.

 

Fethi Gemuhluoğlu, Musa Çağıl, İsmail Hakkı Akın, Bekir karlığa, Rasim özdenören, Akif İnan, Nazif Gürdoğan, Mustafa Uslu, Şükrü Karatepe, Hüseyin Su, Turan Koç, Arif Ay, Ali Haydar Haksal, Mürsel Sönmez gibi onlarca isme, kendi deyişiyle ‘dağlara, taşlara mektuplar yazar’; mektuplarla bilinç yüklemesi yapar; siyasal tahlil, iktisadi yorum, kişilik takibi, gelişim kontrolü, nasihat, tenkit, uyarı, yönlendirme, görevlendirme yapar.

 

Pakdil mektuplarının hassasiyet haritasına bakıldığında genel hatları ile şu başlıklar öne çıkmaktadır:

 

Öncelikle varlık ve anlam diyalektiğine vurgu yapar: ‘Yaşamak, bir inanç uğruna yaşamak gerekiyor’.

 

Varlık bağlamında hayatın bize verilmiş bir emanet olduğu bilincinin yitirilmemesine ısrarla dikkat çeken Pakdil, buna  ‘yaşama dikkati’ der.

 

İslam aidiyetini devrimci mutluluğu ile döker kaleme:

 

‘Yaşasın İslam Dini’ diyen Pakdil’e göre,’ İman kesiksizdir, mütemadiyendir.

 

Din, sonsuz güzelliktir. Bitimsiz evrenselliktir, daha algılanamamış sınırsız estetiktir’.

 

O’na göre, ‘Yol tektir ve İslam’dır. Bize düşen ödev İslam’ı lokal anlamda değil evrensel bir mesaja kavuşturarak anlatmaktır. Çünkü İslam, evrensel bir mesajla, ama mutlaka evrensel bir mesajla konuşma ve yazma biçimidir.

 

Aşk ve emek Allah’a ve peygambere yaklaşmanın yegane yoludur’.

 

‘Yeryüzünden put, zulüm ve sömürüyü kaldırmak’ onun berrak, ak-u pak gayesidir.

 

Dini savunuya ait metod önerisi ise nettir: ‘Dinin savunulmasında militan bir tavır gerekli’.

 

Yeryüzü tiranlarına Müslüman’ın kapasitesini haykırır: ‘Müslüman olağanüstü tüm koşullarda, tüm zamanlarda, tüm edimlerinde, tüm atacağı adımlarda basiretlidir. Ey yeryüzü! Müslüman’ın basiretinden korkunuz’.

 

Akla ve kalbe çağlayan gibi dökülen mektuplarında özgün devrimci ruh vardır. Bunun yanında o, samimi ilişkilerin savaşçısı ve mimarıdır: ‘İlişkilerin içerikli olması kesin zorunluluktur’.

 

Militan mizacı ile bir umut membaı, coşkun akan devrim ırmağıdır Pakdil: ‘Umuttan bir çınar bu mektubum. Sapına kadar iyimserim. Sapına kadar devrimciyim. Dimdikim. Keskinim. Bağışlayıcıyım.

 

Ustura gibi keskinleşiyorum. Hiçbir umutsuz beni kavgamdan ayıramaz’.

 

Sorumluluk kavramını gümüş bir rozet gibi taşır yakasında. Anlık bir heyecan değil hayat tarzı muamelesi yapar bu kavrama. Varoluş sorumluluğuna vurgu yapan Pakdil, ‘Sorumluluk duygusu sürekli olmalıdır’ der.

 

Sorumluluk ile sanatı, sanatçıyı birlikte anar: ‘Sanat yolu, yazma yolu büyük sabırlar isteyen, büyük direnç isteyen bir yoldur… Çağdaş sanatçı önce ülkesinin, bunun ardından hemen yeryüzünün sorumluluğunu duyabilen insandır. Artık sanatçılık sorumlukla özdeşleşmiştir’.(1983)

 

Kendi yorumuyla tedavüle soktuğu kavramlardan biri de dayanışmadır: ‘Dayanışma, bütünseldir, içseldir; sorumluluğu yüklenmedir; yükü, zafere kadar birlikte taşımaktır’.

 

Ona göre yeryüzünün hali vahimdir. Atıl kapasite ile çalışan devrimciler tam üretime geçmelidirler.

 

Her zaman yeryüzü ölçeğinde düşünmek, bakmak ve görmeye çalışmak gibi evrensel duyarlılığa açılan zihinsel yetkinlikler amaçlayarak, ‘Benim beynim yirmi kilo… bir Müslüman çok büyük düşünmelidir’ der .

 

‘Piyonun çocukları hedefimiz olamaz. Şah’a oynuyoruz’ haykırışı da okyanus derinliğinde bir Nuri Pakdil klasiğidir.

 

‘Lenin İngilizceyi, cezaevinde öğrenmiştir; düşmanımızın bu istencine bakarak biz daha istençli olmalıyız. Tarihçi Michelet, İtalyancayı altı ayda sökmüştür. Goethe yetmiş yaşına merdiven dayarken Arapça öğrenmiştir. Bir ikinci dil olmadan bu ip göğüslenemez’ diyerek tüm arkadaşlarını dil öğrenmeye yönlendirir.

 

‘Dilsiz bu iş olmaz, dilsiz eylem yapılamaz, dilsiz kavga kazanılamaz’ diyen Pakdil,  Fransızca tecrübesi ile bu tavsiyeye örneklik oluşturur.

 

‘İnanan bir adam güder iki milyar kalabalığı’ derken inancın mekanik döngüye galibiyetini muştular.

 

‘Gençleriyle ilişki kuramamış bir eylem başarıya ulaşamaz, bunu unutmayınız’ diyen eylem avcısı Pakdil, Müslüman gençlerle dost olmayı tavsiye eder. (1970)

 

Kendisini, ‘uygarlığımızın tüm değerlerinin benimsenmesi için topluma aydınlık getiren bir devrimci’ olarak tanımlayan klas duruş sahibi, ‘Durmayınız kelimeler üzerinde, anlatılan düşünceyi izleyiniz’ diyerek teferruatın aldatıcılığına karşı ana temaya yoğunlaşmayı önerir.

 

Hayatının hasılalarından Edebiyat dergisini (1969-1988), ‘Türkiye’de hiçbir kapitalist para ağasına, hiçbir politik ya da politika dışı örgüte, hiçbir siyasa çığırtkanına, hiçbir kuruma, hiçbir ticari ortaklığa, hiçbir bankaya, hiçbir büyük ya da küçük bürokrata, hiçbir mülkiyet tapıcısına, hiçbir gazeteye, hiçbir dergiye, hiçbir kitabevine sırtını dayamayan’ şeklinde tanımlayan ve bunun etrafındaki hareketi de İslam dünyasının yegane hareketi olarak öne çıkartan Pakdil, ‘Tanzimattan değil, çok öncelerinden, daha öncelerinden, hatta 1550’den beri DAVA’yı en sağlam savunan kuşak bizim kuşaktır. Diriliş’i gördükçe, yargılarımda yanılgı olmadığı kanaatine varıyorum. Sadece savunan da değiliz bizler, eylemimiz ile tüm karanlıklara karşı başkaldırıyoruz. Bu topraklarda böylesine vakur ve soylu davranış ilk kez oluyor’ diyerek hayli iddialı bir konum biçer dergisine ve ait olduğu harekete.

 

‘Türkiye’de tek kültür örgütüyüz’ (1973)çıkışı da aynı iddialı ama bir o kadar da kendinden emin ve cesur haykırışın delilidir.

 

Büyük Doğu için de övgü yüklü cümleler kurar: ‘Büyük Doğu hareketi, sadece çağdaş bir olay değildir, diyebilirim ki, belki resulullah’dan sonraki tarihten günümüze kadar geçen ve gelen dönemdeki en güçlü İslami hareketlerden birisidir’.

 

Onun için de, ‘Necip Fazıl’ın hizmeti büyük olmuş’ der.

 

 İdeoloji konusunda nettir Pakdil: ‘İdeolojimiz kardeşliğimizdir’ der ve İdeolojisizliği bir kalemde çizer: ‘İmanı kuran, yapan, şartlayan ve bağlayan sadece ideolojidir. İdeolojisiz insan yaşamasa da olur, hatta daha iyi olur’.

 

‘İdeolojiyi hayatına sindirdiğine inanıyorum’ dediği Muhiddin Bayazıt’a ayrı bir sevgi sayfası açması yukarıdaki satırların ispatı sadedindedir.

 

Donanım, kalite, nitelik, tek başına ümmet olabilme dolayımında, ‘Gün gün derinleşmek ödevimiz olmalı. Vurmalı. Mutlaka yazmalı. Savaşmalı. Sancaklaşmalı’ der.

 

Selamı ziyadesiyle önemser: ‘Selamı çok yoğunlaştırmak şart. Çünkü selam en güçlü eyleme başlangıçtır.

 

Selam bir hedefe attığımız ilk kurşunun adıdır. Eylemin izdüşümüdür. Selamı militanlaştıralım’.

 

Yoldaki bir azığı da sabırdır: ‘Çok sabırlı olmalıyız… çünkü, Sabır kadar yeni bir şey yoktur. Yaşasın sabır’.

 

Bu bağlamda, ‘Önemli olan yılgınlığa düşmemektir’ der.

 

Pakdil düşüncesinin anahtar kavramı eylemdir. Ekmek gibi, su gibi sunar eylemi: ‘Eylemcinin dostu eylemidir. Eylem yapmadan eylemci olunamaz. Eylemin dayanağı sabır; sabrın ürünü eylemdir. Gıdamız sabır, ateşimiz eylemdir’.

 

Eylem, sürekli bir devinimdir. Bir an duraksama düşürür kişiyi. Ayakta durabilmek için sürekli eylem yapmalıyız.

 

Eylem bizim mahallemizdir. Eylem bekliyoruz arkadaş.

 

 ‘Eylem eşittir edebiyata abone yapmak’ tümcesi ile hem eylemi hem de somut eylem olan dergisini makul bir vasatta buluşturur.

 

‘Gözümde eylemci, bir biti bile ihmal etmeyen adamdır’ diyen Rasim Özdenören’i, ‘şaha kalkmış bir cümle’ kurmuşsun diyerek taltif eder.

 

Pakdil eylemselliği ahlak ve evrensellik ile iç içedir ve ‘Ey Nas’ diyen vahyin diriliş halkalarındandır: ‘En büyük umudumuz öteki insanlar adına da, bizim eylemimiz ve düşüncemizdir’.

 

Eylemin ilk somut hali namazdır Pakdil ikliminde: ‘Namaz, günde beş kez; sesin, bedenin, topluluğun, bireyin, zamanın, mekanın, sürekli devrimin eylemini sancaklaştırıyor çağın burcunda’.

 

Namaz, zamanın kalp atışıdır. Namazı kaldırırsanız, zaman bir ölü olur. Namazı, bir savaş teçhizatı gibi kuşanıyorum… namaz kılıyorum o halde varım. Cehennem başkaları değil, namaz kılmayanlardır… namaz ortak eylemimizdir.

 

Namaz kadar her gün yenilenen başka ne vardır? Biz namaz devletinin üyeleri olunca, sınır taşlarını birer birer eritiriz. Sabır, namazın akrabasıdır.

 

Namazın anıtını günde beş kez dikiniz yeryüzüne’.

 

Namazı öylesine önemser ki, ‘Sabah namazına her gün kalkabilsek, bu çağın boynuna demir halkayı geçirebiliriz gibi geliyor bana’ der.

 

‘Beş vakit namazı camide kılmak şart. Bir Allah kuluna yine O’nun rızası için can u gönülden selam vermek şart’.

 

Namaz bağlamında ezanı da bilinç yığınaklarında görürüz: ‘Ezana tanık olmamış toprak, toprak olabilir mi?

 

Kardeşlik, birlikte ezan dinlerken susuştur’.

 

Bir diğer eylem oruçtur. Kaleminin yüküne yeni bir yük katarak oruç eyleminin statik hesaplarını yapar. Varoluşun çığlığı dediği oruç için: ‘Bir kutlu oruç yeniden geldi. Bizi kurtarmak için geldi. Bizi aylamak için geldi. Güneşi  kalemlerimizle günaydınlayalım diye geldi. Mekke’den bir muştu gibi geldi. Medine’den koşan bir haberci gibi geldi’ der.

 

Nuri Pakdil bir okuma eylemcisidir. En büyük tavsiyesi okumaktır. Bekir Karlığa’ya, ‘Shakespeare, Dostoyevski, Tolstoy, Aristo, Eflatun, Goethe, Balzac, İbni Haldun, Sadi, Gazali ve Muhiddini Arabi’ye ait çevrilmiş bütün eserleri okumalısın’ tavsiyesi, Pakdil okumalarının kalibresi için yeterli bir ölçü olsa gerek.

 

Necip Evlice’ye de özellikle Yunan-Latin Klasiklerini çok büyük bir titizlikle okumasını tavsiye eder. Bu meyanda:

 

Okumayı bir gün bile durdurmamalısınız. (1979)

 

Okumayı bir gün olsun kesmemeliyiz: sürekli…

 

Devriminizi gerçekleştirmek için tarihi araştırmak gerekir.

 

Edebiyatla ilgilenin. Edebiyatı tam olarak bilmeden gelişmek mümkün değildir.

 

Kur’an mutlaktır.

 

Sürekli Kur’an okuyorum. Ruhumu yıkıyorum eylem sabunuyla. Ama herkesin çürüdüğünü de azar azar görmekteyim.

 

Sabahları Kur’an’ı Kerim, akşamları hadis oku. Düzenli oku. Sadece hadis okumaya angaje olsak yeridir. Belki ancak o zaman adam olabileceğiz’ ifadelerini de hatırlamalıyız’.

 

Okunmaya değer bulduğu kitaptan anında herkesi haberdar etmesi Nuri Pakdil’in anılmaya değer sünnetlerindendir.

 

Yazmayı da önemser. Mektuplarında ısrarla yazı kapasitesinin geliştirilmesini ister. Çünkü ona göre ‘yazmaktan başka çaremiz yoktur’.

 

Ümmete aşıktır. İlmik ilmik İslam coğrafyası ile örmüştür kültür dünyasını. Çekilen sancıları kesintisiz izlemektedir. Vicdanları kanatmak için yeryüzüne notlar iliştiren Pakdil, ümmetçi sloganlar üreten bir atölye gibidir: ‘Bütün ülkelerdeki Müslüman savaşçılar birleşiniz’.

 

Dışarıdaki arkadaşlarına iç politikadan kareler sunar: ‘Ülkenin genel durumu kısa vadede çok kötü ama uzun vadede bütün gelişmeler lehimizedir… Marksçılar parça parça. Onlar ufalanırken bütünlenmek üzereyiz biz: düşünmede, örgütlenmede, eylemde. (1970)

 

‘Sağ ve solun birbiriyle dalaştığı bir zamanda okuyan bizimkiler, dostluk bizimkilerde’ gibi ifadelerle çevresinin aldığı konumu olumlar.

 

MNP’nin yaşadıklarını trajedi olarak niteler. Bütün partiler nezdinde yaşananın absürde koşmak olduğunu ve ülkeyi ancak İslam’ın kurtarabileceğini söyler.  (1971)

 

Ve dışarıya da taktikler sunar: Amerika’daki Zenci Müslümanlarla çok ilgilenmeyi ve onların beyaz ırkçılığını iptal etmeyi diğer yandan da birkaç öğrenci ile Paris’i fethedebilmeyi hedef gösterir.

 

Arkadaşlarından özenle ders çalışmalarını ister. Onları anarşist duyguların beslediği, terbiye edilmemiş devrimci duygularla zamansız çıkışlardan uzak tutar. Bu da onun adam yetiştirme konusundaki sanatçı yeteneğini ve nebevi örnekliği takibini gösterir.

 

O bir dava adamıdır ve adamlar yetiştirmek onun en büyük mutluluğudur. Onun için ilgilendiği her şahsiyetin ruh, zihin ve beden dünyasına sürekli geliştiren dokunuşlar yapar.

 

Paris’te tanıştığı Muhammed Hamidullah için, ‘Son derece ince ve nazik bir adam’ der.(1972)

 

Paris yıllarında İslam ülkelerinden gelen oğulların burada nasıl yabancılaştırıldıklarını deşifre eder. Sonsuzluk ve özgürlük gibi aldatıcı kelimelerle tüm ülkelerin içerden yıkılmak istendiğini söyler. Ve bu kuşatma ile Tanzimatçıların, Jön Türklerin, ittihatçıların ve ihtilafçıların nasıl da yabancılaştırıldıklarını daha iyi anladığını anlatır.

 

Büyük kentlerde yaşamayı eylem, devrim ve medeniyet çabası için önemser: ‘Peygamberimiz en büyük iki kentte kalarak eylemini başarıya ulaştırmıştır’ diyen Pakdil, Paris, Petersburg, İstanbul, Pekin ve Kahire’nin yaşanmış devrimlerin karargahları olduklarını söyler.

 

Köylüleri kaba hatları ile de olsa dini duyarlılıklarından dolayı önemsese de o asıl olarak şehir istencindedir: ‘Dinimiz şehirli dinidir’.

 

Mülkiyet ile arasında hep bir mesafe olmuştur: ‘Servetim ve mirasım eylemdir’.

 

‘Cebimizde parayı bir günden fazla durdurmadan eyleme dönüştürmek şart’.

 

Arkadaşlarının özel hayatlarına bigane kalmaz. Sıkıntıları, kurumsallığı ve benzeşmeyi öne çıkararak aşmayı önerir:’ Aile, yaşamın özü, tadıdır. Ama aynı zamanda bütün düşünce erlerinin çektiği çilelerin renklerinden biridir. Sabırlı olmak, olumsuzlukları dengelemek ve direnci boyutlandırmak lazımdır’.

 

Duaları vardır Pakdil’in, ter-u temiz ve müdahanesiz: ‘Tanrım’ Beni affet! Bana yardım eyle! Bana bu trajik konumda dayanma gücü ver! Bana, kimseye boyun eğdirtme! Sağlığımı koru! Zindeliğimi koru! Dinçliğimi koru! Zekamı koru! Sanatçı gücümü koru! Devrimci atılım gücümü koru!

 

Yakını sandıklarının rezilce, sahtekarca, edepsizce davranışlarına, nankörlüklerine ve aldatmalarına karşı sığındığı yegane liman yine dua’dır:

 

‘Tanrım! Ululuğun hürmetine bana yardım eyle! Aklımı koru! Manevi ve maddi sonsuz hazinenden yardım eyle! Üzerimden her türlü meşumiyeti kaldır! Kalbime güç ver’.

 

Sükut suretinde duruşuna şerhler düşer: ‘Bizim sükutumuz ve yalnızlığımız herkesten ve her şeyden daha köktencidir, daha etkindir, daha ağırdır, daha özgündür’.

 

Sağlık konusunu ısrarla işler: ‘Beslenme konusunda çok titiz davranmalıyız’.

 

Sağlık ısrarının gerekçesi ideolojik savaştır. Devrimci arkadaşlarının ideolojik mücadelede daha bir tahkim olması için sağlıklarına dikkat etmelerini söyler. Daha çok yaşamak veya daha fazla zevk almak için değil; ideoloji için sağlık.

 

Arkadaşlarına kültürfizik yaparak sağlıklı bir bedenle yeryüzüne bakmayı tavsiye eder.

 

Okumayı yoğunlaştırmayı ve bunun için de tv gibi zaman hırsızlarından uzak durmayı ısrarla işler.

 

Bu kutlu yolculukta başarı için öncelikle vaktimize ambargo koyan bu çağla ve somut olarak da uykumuzla hesaplaşalım der. Ve ‘bereketli uykusuzluk’ kavramını arkadaşlarına hediye eder.

 

Kudüs ayrı bir sevdadır onda: ‘En çok Kudüs’ü düşünmek istiyorum. Bizim eylemimizin evrenselliği ordan başlamaktadır’.(1971)

 

Bir başka mektubunda da: ‘Kudüs bizim İdeolojik temelimizdir. Devrimin en asal itici gücü Kudüs-ü Şerif’tir diyen Pakdil, Mekke, Medine ve Kudüs’ün sürekli düşünülmesini ve İstanbul ideolojisi ile Orta Doğunun hatırda tutulmasını ister.

 

Ortadoğu bitmez bir tutkudur onda: ‘Ortadoğu kimlikliği, hepimiz için, düşüncelerimizin üzerine temellendirilmesi gereken atardamarımızdır, toplardamarımızdır’.

 

‘Kudüs vesilesiyle içimiz kan ağladığından şeker bayramınızı kutlayamıyoruz’ diyebilen keskin bir bilincin Anadolu’da patlayan volkanıdır Nuri Pakdil.

 

Bir bayram tebriğinde geçen, ‘Mekke-Medine- Kudüs- Bağdat- Şam-Tahran-İslamabad-Kahire-Cezayir-Saraybosna-İstanbul hattında sizi selamlarım’ cümlesi de ayrı bir bilinç şahikasıdır.(2013)

 

Atlas okyanusundaki solunum borumuz dediği Cezayir’e karşı ayrı bir ilgisi vardır: ‘Çok seviyorum Cezayir’i. Hiçbir coğrafya beni bu değin çekmiyor’.

 

Peygamberin emanet ettiği gerçeği, mesajı nakletmenin büyük bir eylem olduğunu söyler.

 

Tavizsiz mücadele için peygamber örnekliğini işler: Peygamberimizin çizdiği yolda ilkelerimizden zırnık kadar taviz vermeden ilerlemeliyiz.

 

 ‘Sürekli peygamberi ve sahabileri düşün’  ya da ‘Durmadan ilk Müslümanları tefekkür (et)‘ derken rol model konusunda tereddüdü yoktur onun.

 

Davet ve tebliğ konusunda dikkat ve rikkat üzere buluruz Pakdil’i: ‘Yanlış bilgi ve şartlanmalara karşı bir zamana kadar daha metodumuz tebliğ değil telkin olmalıdır’.

 

Aynı konuda, farkındalık yaratan şu yöntemi önerir: ‘Çok yoğun bir sükut içinde insanlara yaklaşalım… İnsanları, ancak sanat yaklaşımıyla çekebiliriz.(1975)

 

O hep ciddi ve vakur bir mü’mindir. Hayatı ciddiye alır, düşüncelerini, mücadelesini, arkadaşlarını ve hedeflerini ciddiye alır: ‘Ciddi olmak gerekiyor. Sorumluluklarımız çok büyük. Ciddiyetle çalışmak gerek. Sorumluluğumuz büyük ve tarihsel.(1971)

 

Koşulların çeldiriciliğini red eder: Müslüman savaşçı tüm koşullara meydan okuyarak, mutlak amacına doğru hızla ilerlemelidir.

 

‘20. yüzyılın büyük olayı, devrimci hareket tarafından ruhsal mistik değerlerin terk edilmiş olmasıdır’ diyerek sistematik mistisizim ile arasına mesafe koyar.

 

Yazarak yazar olunacağını söyleyen Pakdil, son derece yerinde bir uyarı ile sözlü anlatım yerine yazılı aktarım ile bilgi kuleleri oluşturmayı söyler: ‘Bilgiyi yazıyla bağlayın’.

 

Baştan aşağıya birbiriyle alakalı kompartımanlar vardır onun düşünce sisteminde. Yazı yazmayı, dil çalışmayı, roman okumayı tavsiye ederken, şiddetle tartışmadan kaçınmayı ve sadece düşünmeyi ve başkalarını düşündürmeyi hatırlatır.

 

‘Ne mutlu İslam’ın bilincine varabilenlere’ diyen Pakdil, ‘kesintisiz çalışacağım’ diyerek yine kendisine ait, ‘iman kesiksizdir, mütemadiyendir’ sözü ile ahitleşir, şahitlik makamına ruh verir.

 

Muvahhid bir devrimci olarak, ‘yeniden gerçek dostluğu yürürlüğe koymak şart,  kişisel rahatlığa veda etmek şart, kalbimizi yontmak şart’ diyen Pakdil, bunlar için de, ‘sabırlı olmalıyız, cömert olmalıyız, örnek olmalıyız’ formülünü önerir.

 

Tatlı su Müslümanlarını silkeleyen aforizmaları ile devam eden mektupları, ‘Müslüman olmak çetin bir iştir; bir adanıştır ışığa, ölümsüzlüğe’ tespitleri ile devam eder.

 

Sekseninde dahi,  anti  kapitalist, anti siyonist, anti emperyalist, anti faşist, anti komünist ve anti firavunist sloganlar atan bu sahici devrimciyi saygıyla selamlıyorum.

                                                                      

 

                                                                       

         (*) MEKTUPLAR- I,   Nuri PAKDİL, Edebiyat Dergisi Yayınları,2014

 MEKTUPLAR- II,  Nuri PAKDİL, Edebiyat Dergisi Yayınları,2014

 MEKTUPLAR- III, Nuri PAKDİL, Edebiyat Dergisi Yayınları,2014

 

 

 

 

 

 

 

 
Etiketler: SÜKUT, MAKAMINDAN, KLAS, MEKTUPLAR,
Yorumlar
Diğer Yazılar
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
36
31
3
3
11
17
2
Galatasaray
35
37
4
2
11
17
3
Fenerbahçe
33
34
2
6
9
17
4
Göztepe
30
30
5
3
9
17
5
Beşiktaş
30
29
3
6
8
17
6
Kayserispor
30
25
3
6
8
17
7
Trabzonspor
29
33
4
5
8
17
8
Sivasspor
26
23
7
2
8
17
9
Bursaspor
25
28
6
4
7
17
10
Kasımpaşa
22
28
8
4
6
18
11
Yeni Malatyaspor
22
21
7
4
6
17
12
Akhisarspor
19
22
8
4
5
17
13
Alanyaspor
18
30
10
3
5
18
14
Osmanlıspor FK
17
26
10
2
5
17
15
Antalyaspor
17
19
8
5
4
17
16
Atiker Konyaspor
15
16
10
3
4
17
17
Gençlerbirliği
14
20
9
5
3
17
18
Kardemir Karabükspor
9
14
12
3
2
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.