Yazı Detayı
23 Şubat 2016 - Salı 16:58 Bu yazı 1177 kez okundu
 
YARGI DEĞİL İSTİKAMET
Yusuf ALİOĞLU
aburtaskiray@gmail.com
 
 

Çağın en büyük hastalıklarından birinin ‘yargı cümleleri sarf etmek’ olduğunu düşünüyorum.

 

Sarf etmek tabirini özellikle kullandım. Çünkü sarf kelimesinin ‘ısraf’ ile akrabalığını ve ‘bilginin gereksiz tüketimi’ anlamı ile yukarıdaki tespitimi doğruladığını düşünüyorum.

 

Yargı yoğunluğu yüksek cümleler niçin kurulur, bu davranışı besleyen arka plan nedir?

 

Yargı cümleleri en çok hangi zamanlarda ve kimler tarafından kurulur?

 

Yargı cümlelerinin hedefinde ne vardır, nereye koşarlar?

 

Bu soruların cevabı için, ‘bilgi, cehalet (bilgiye yabancılaşma), bilginin doğası (yenilenme),bilginin kozmik yapısı ya da bilginin ontolojik hiyerarşisi, bilgi psikolojisi, ictihad kültürü, yanılgı kabulü, kendi ile barışıklık, tevazu yoksunluğu, hikmetsiz ilim, güç sarhoşluğu, reaksiyoner tutum, hakikate şahitliğin aciz bırakan halleri, atalar çıkmazı, bilgi anomisi, iktidar yansımaları, modernleşme’ gibi geniş bir yelpazede cevaplar aranabilir.

 

Felsefenin üç ana başlığından biri olan bilgi, batı düşüncesinde ‘akıl, deneyim ve yeti (sezgi)’ kaynaklı olarak değerlendirilir. (Bilgi Felsefesi, A.Cevizci)

 

Müslümanlar ise ‘Sana gelen ilimden sonra’ (2/120, 145 3/61) ve ‘Hak rabbindendir’ (2/147, 18/29) ifadeleri ile mutlak bilginin sadece vahiy olduğuna inanır ve bunun dışındaki bilginin yanlışlanma ihtimalini daima canlı tutarak ‘heva’ ve ‘kuşku’ ile aralarına mesafe koyarlar.

 

Bilginin kaynağının ‘duyular, haberler ve akıl’ olduğunu söyleyen Maturidi de son tahlilde tüm bunların vahyin kılavuzluğuna ihtiyacı olduğunu söyler. (Okuma Serüveni, Ü.Aktaş)

 

Vahyin öğreticiliğinde salih kullar eliyle gerçekleşmiş bilgi kümeleri hakikate elbette daha yakın duracaktır. Bu kültür ikliminde yeşermiş bilgi-insan ilişkisi de kendine has davranış formları geliştirecektir.

 

Örneğin, yargıyı değil de istikameti epistemik altyapı olarak sunan şu ifade serlevha olacaktır: ‘Onlar sözü dinlerler ve güzel olanına uyarlar’ (39/18).

 

Modern zamanların insanı yargı yüklü cümleler ile kendini evrenin merkezine koyarken bilginin kaynağı olarak da kendini görmektedir.

 

Bu formasyon türü göreceli olarak yaşanan bilgi genişlemelerini nihai sınırlara ulaşma hırsı ve zaferi ile karşılıyor ve bu fasid daire her defasında tuğyanına tuğyan ekliyor.

 

Varlık ve hareket gibi asal konularda sahici temelleri olmayan bilgiler cehalete yani bilgiye yabancılaşmaya yol açar.

 

Risalet kurumunun güncellediği konulardan bir tanesi de bilgidir. Bilginin neliği, kaynağı, üretilmesi ve sürdürülmesi gibi ‘öz’den bağımsız olmayan hususlar, derin tecrübeler ve arifane dokunuşlar ile kendi geleneklerini oluşturmuştur.

 

Ancak gerek antikiteye ve gerekse modern zamanlara ait reaksiyoner tutumlar insanı ilahlaşma eğilimleri ile doğru bilgiden uzaklaştırmış ve bilmeye dair yabancılaşmalar yaşatmıştır.

 

Yargı cümleleri ile hayata nara atanlar aslında değişim ve yenilenme gibi altyapısal donanımdan mahrum kimselerdir.

 

Yargı cümleleri Newton ve Descartes’tan mülhem mekanik aklın istikbar halleridir.

 

‘Size ilimden çok az bir şey verilmiştir’ (17/85)ayeti ışığında baktığımızda evrene ve türlere dair sınırlı bir bilgi dağarcığı ile yürüyen insanın, Sanayi devrimi ve Aydınlanma’yı Nirvana’ya ulaşma naraları ile karşılaması gerçek bir aldanıştır.

 

Yargı cümleleri, hakikat ile gerçeklik arasındaki farkı anlamayışın tezahürüdür.

 

‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’ (Zümer/9)ifadesi de aslında bir şekilde yargı ve istikamet üzere olanları kategorize etmektedir.

 

Bilgiye dair kozmik doku ya da bilginin hiyerarşik yapısı da insana normatif tutumlar aldırmaktadır.

 

‘İşittik ve itaat ettik’, ‘unzurna-bizi gözet’ (2/104) diyen bir aklın eşyanın doğasına yansıyan akletme halleri ile ‘Dinledik ve karşı geldik. İşit, işitmez olası’ (4/46), ‘Dinledik ve başkaldırdık’(2/93) ya da ‘bizi mahveden sadece zamandır’ diyen aklın halleri elbette farklı olacaktır.

 

Sırtını alemlerin rabine dayayan ile sırtını işitmesi, görmesi ve duyumsaması sınırlı olan varlıklara dayayanlar bir olur mu?

 

‘Allah’a karşı kulları içinden ancak alim olanlar hakkıyla saygı duyarlar’ (Fatır/28) ile ‘Alimler peygamberlerin varisleridir’ ifadelerinde de alimlerin istikamet üzere olmaları, mefhum-u muhalifi olan cahillerin de yargı üzere oldukları kodlanmaktadır.

 

Yargı hükümleri aynı zamanda bilgi sosyolojisi ve bilgi psikolojisi ile de ilgilidir.

 

Örneğin, Mekkeli müşrikler kendilerine ait bilgi sosyolojisinin varsayımlarından biri olarak bir kavrayışın meşruluğunu ancak atalarından tevarüs etmiş olmasına ve mevcut kolektif aklın bunu sahiplenmiş olmasına bağlarlardı. (Sünnetin Neliği Sorunu, M.Yusuf Guraya, Otto Y.)

 

Bilginin aktif akılsal bir tutumla dolaşımda olup olmadığı hususu da yargı niteliğindeki cümleleri kurduran başka bir etmendir.

 

Çevredeki objelere karşı anlama ve tanımlama (eşyayı isimlendirme) merkezli bir akıl hareketi her daim dinamik bir süreç yaşıyor olacaktır. Bu da doğası gereği yargıyı değil istikameti imleyecektir.

 

‘Şeytandan bir vesvese ile karşılaştıklarında iyice düşünürler sonra bakarsın ki bilmişlerdir’ (7/201) ifadesindeki tutum da dinamik aklın yargı değil istikamet üzere olması örneklerindendir.

 

Alemlerin rabbi ile kulluk ve ibadet üzerinden bir irtibat sahibi olanlar, ‘Rabbimiz unuttuk ve yanıldıysak bizleri bağışla’ (2/286) diye dualar ederler.

 

Bu tutum genel bir resmin parçası olarak bilgi ile ilişkilere de yansır. Unutmak, bilgiden kopmak, bilgi ile aramıza mesafenin girmesi, yetersiz veya eksik olmak da insanı terbiye eden hallerdendir. Yanılmak da hakeza isabet edememek olup insanın boynuna dolanmış kuşu misali temel özelliklerini yansıtır. Yanılan mütevazi olur, yanılan özür diler, yanılan daha dikkatli olur, yanılan yargı cümleleri değil istikamet cümleleri kurar.

 

‘Eğer bilmediklerim ayağımın altında olsaydı, başım göğün en yüksek katına değerdi’ derken Ebu Hanife, bilmediklerimizin bildiklerimizden fazla olduğunu ve mütevazi olmamızı öğütlüyordu.

 

Bu parantez özelinde, ‘Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir’ diyen Socrates’i de hatırlamak gerekir.

 

Bilgi ve hikemi bakış arasındaki ilişkinin nev’i de bizleri hüküm nitelikli cümlelerden ya  uzaklaştırır ya da yakınlaştırır.

 

Bu anlamda, kitapla beraber hikmet’in verilmiş olması bunun en bariz örneğidir.

 

Bütün maddi ilerlemesi ve istatistik/rakamsal verilerdeki üstünlüğüne rağmen batılı aklın ve ona ait bilginin en temel problemi ‘hikmet’ yoksunluğudur.

 

Vahyin,’ demir, kazık, asker’ gibi semboller üzerinden somutlaştırdığı güç, güce perestiş ve güç sarhoşluğu gibi ahval de bilgide adaleti uzaklaştıran tutumlardandır.

 

‘Ben sizin en yüce rabbinizim?’ (79/24) derken kazıklar sahibi Firavun, emrindeki kölelerin kendisine sağladığı yenilmez! gücün aldatıcı psikolojisi ile yargı cümleleri kuruyordu.

 

‘Bugün bu orduyu yenecek güç yoktur’ (9/25)diyen Müslüman askerler de nicelik burgacına yakalanarak hastalıklı yargı cümleleri kurmuşlardı.

 

Mekkelilerin atalarından devraldıkları bir yaşam sünneti vardı. Siyaset, mülkiyet, din, aile gibi konular bu sünnet üzerinden sürdürülürdü.  Peygamberin söylemi bu geleneksel akletme biçimini ve yaşam tarzını tamamen ortadan kaldırıp yerine dinamiklerini farklı bir kaynaktan alan yepyeni bir hayat tarzı sunduğundan tepkiler almıştı.

 

Öz evlatlarını tanır gibi vahyi ve risaleti tanıyanlar (2/146) ayaklarının altından kayan zemin ve yüzyıllara dayanan cahiliye geleneğinin tükenmesi/yitirilmesi refleksi ile yargı cümleleri kurmuş; ‘bu ancak bir sihirdir (74/25), sen cinlenmişsin (15/6)’ gibi ifadelerle bilginin kuşatıcılığından yargının sığlığına, atalar anaforuna(2/170) uzanan tepkiler vermişlerdi.

 

İnsan fıtratı bilgi ile münasip bir kıvam üzerine tesis edilmiştir (91/8).

 

Cennet ehlinin yapılan ikramları, ‘bu daha önce de rızıklandığımızdır’(2/25) şeklindeki nimet/ödül aşinalığını fıtrat-bilgi ilişkisinde gözlemlemekteyiz.

 

Öğüdün fayda verdiği vicdan sahibi kimseler bilgi ile önceden tanışıyormuşcasına pozitif davranışlar ile yeryüzüne mamur kılar ve istikamet menşeli cümleler kurarlar.

 

Kalpleri katılaşmış kimseler fıtrat ve bilgi arasına mesafe koyduklarından ‘Çaba bizden tevfik Allah’tandır’ şeklinde yargıdan uzak istikamet kodlu cümleler kuramazlar.

 

‘Şu bir gerçek ki, vahyin tüm uyarılarına rağmen insanların çoğu bilgi ile alakalı değildir’ (40/59).

Bilgi anomisi, kişinin bilgiye dair tutumunun tutarsızlığıdır. Bilgiyi nasıl, nerede, niçin kullanacağını bilmemesidir. Dolayısıyla ihya, inşa ve imar yerine imha, itlaf ve inkar vardır. Bu yaklaşım bir tez veya antitez önermez. Ancak var olanı yıkmaya şartlanmıştır, sonrası yoktur.

 

Uyanık iktidar seçkinleri bilgi anomisini siyasete tahvil ederler ve insanların cehaletinden iktidar devşirirler.

 

Modernleşme olgusu da kavramlara yeni anlamlar yükleme ve ilim haritasını yeniden çizme dezenformasyonu ile bilgide derinleşmeyi çağrıştıran istikamet yerine bilgide bodurluğu, statikliği, buyurganlığı öne çıkaran yargıyı besledi.

 

Aynı katı ve verimsiz modellemeyi tekfirci modern hareketlerde de gözlemek mümkün. Bilginin baskı unsuruna dönüştürülmesi, ideolojik aygıt olarak siyasallaştırılması, ötekileştirmenin maymuncuk anahtarı olarak kullanılması ve çoğulcu düşünceyi engellemesi ile bilgiden evrensel mesajlar yerine bağnaz fetvalar üretilmesi bu hareketlerde de istikamet yerine yargı davranışını öne çıkarmaktadır.

 

Sonuç olarak:

 

Varoluşu, konumları ve akışı ‘anlama’ çabası üzerinden okumak ve sorumlu mevziler alarak müdahil kimlikler inşa etmek gerekir.

 

Gelenekçi bağnazlık da modern uzlaşmacılık da merkeziyetçi ve iktidarcı yargısallıklar ile maluldür. Her iki bilgi türünde de istikameti epistem ve yöntem açısından dışlayan algılar vardır.

 

‘Gerçekten çoğu, bir ilim olmaksızın kendi heva (istek ve tutku)larıyla (kimilerini)saptırıyorlar. (6/119)

 

İstikamet teolojisinde ise kullukta içkin bilgi, bilinç ve bilgelik vardır.

 

‘Allaha karşı sorumluluk bilincine sahip olan kimseler, içlerinde Şeytanın esinlediği karanlık bir kuruntu uyanacak olsa (Onu anıp) akıllarını başlarına toplarlar ve hemen (olup biteni) açık bir biçimde kavramaya başlarlar’. (7/201)

 
Etiketler: YARGI, DEĞİL, İSTİKAMET,
Yorumlar
Diğer Yazılar
YAŞAMIN ANLAMINA DAİR BİR GÜZELLEME
AKIL, DÜŞÜNME VE BİLGİ
NE YAPMALI?
Aytmatov’dan Bir Nefes: ‘Gün Olur Asra Bedel’
'İslam Deklarasyonu': Yeniden İman Çağrısı
Medya ve Yeni Bir Dil Sorumluluğu
ŞİİRİN GÜNCESİ -5- ‘SEMUD’
POST MODERN TÜKENİŞ
BAŞKALARININ AŞKIYLA BAŞLIYOR HAYATIMIZ
Kir Tortuları
YIKIN EFENDİLER YIKIN!..
1950-60 ARASINDA BİNGÖL’DE SİYASAL HAYAT
Şiirin Güncesi -4- 'ÇAĞDAŞLAR İÇİN'
BENDEKİ NOTLAR -7-
Akif Emre ve 'Göstergeler'
Çok Partili Hayat ve İlk Muhalefet: Milli Kalkınma Partisi
ŞİİRİN GÜNCESİ -3- ‘SUYU ANDIK VE ÇOCUKLAR SUYA GİRDİ’
İHTİLAF VE TEFRİKA KARŞISINDA BİLGELİK
İNSANA DAİR -1-
BENDEKİ NOTLAR -6-
ŞİİRİN GÜNCESİ -2- ‘KARDEŞİME MEKTUP’
BENDEKİ NOTLAR -5-
RUHUN ‘ÖZGÜR’ HALİ
ŞİİR’İN GÜNCESİ -1- ‘GECE’
BATI DÜŞÜNCESİNİN KIRILMA ANLARI
SCHOPENHAUER AYNASINDA FATMA ALİYE SURETİ
DÜŞÜNMEK KADAR ASİL
KARTEZYEN DİNDARLIK
BENDEKİ NOTLAR -4-
SEYYİD KUTUB YORGUNLUĞU (MU?)
MUHATAPLARA BEYANIMDIR İNSAN KALBİYLE DÜŞÜNÜR
BENDEKİ NOTLAR -3-
SÖYLE MARGOS NERELİSEN?
SELAM OLSUN ÜÇÜNCÜ YOLA
SİSTEM VE UYGULAYICILAR
YERLERİN ÖĞRETMENİ, GÖKLERİN ÖĞRENCİSİ: ALİYA
EVRENSEL OLAN NEDİR/KİMDİR?
VARLIK, AKIL, ADALET, EYLEM, SÜKUN VE RÜCU
Hüznün Zaman Sarkacı: Eylül
BENDEKİ NOTLAR -2-
BENDEKİ NOTLAR -1-
HAYDİN FELAHA
Çocuk ve Merhamet
SÜKUT MAKAMINDAN KLAS MEKTUPLAR
YAŞAM BİLGELİĞİ YA DA MUTLULUK ÖĞRETİSİ
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
TARKOVSKY VE SİNEMA SANATI
TEO-POLİTİK NOTLAR
AKLIN MEKAN İLE İMTİHANI
.
BİNGÖL Egazete
Yazarlar
Önemli Haberler
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Anketler
Belediye'ye devredilen askeri alana ne yapılsın ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
36
31
3
3
11
17
2
Galatasaray
35
37
4
2
11
17
3
Fenerbahçe
33
34
2
6
9
17
4
Göztepe
30
30
5
3
9
17
5
Beşiktaş
30
29
3
6
8
17
6
Kayserispor
30
25
3
6
8
17
7
Trabzonspor
29
33
4
5
8
17
8
Sivasspor
26
23
7
2
8
17
9
Bursaspor
25
28
6
4
7
17
10
Kasımpaşa
22
28
8
4
6
18
11
Yeni Malatyaspor
22
21
7
4
6
17
12
Akhisarspor
19
22
8
4
5
17
13
Alanyaspor
18
30
10
3
5
18
14
Osmanlıspor FK
17
26
10
2
5
17
15
Antalyaspor
17
19
8
5
4
17
16
Atiker Konyaspor
15
16
10
3
4
17
17
Gençlerbirliği
14
20
9
5
3
17
18
Kardemir Karabükspor
9
14
12
3
2
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.