Ali BAZENCİR YENİDEN...
Yazı Detayı
17 Mayıs 2022 - Salı 11:48 Bu yazı 1827 kez okundu
 
YENİDEN...
Ali BAZENCİR
 
 

     Karların, güneş ışınları ile hava, su ardından toprağa düşen cemrelerle açığa çıkan hararetin baskısına dayanma gücünü yitirip göz kamaştıran parlaklığıyla bulunduğu irtifadan mecrasında oynaşarak şarıl şarıl aktığında.

     Güneşin Kuzey Yarım Küre'ye sıcak yüzünü dönmesiyle birlikte göçmen hayatın güdüsel kıpırtılar eşliğinde görsel ve işitsel şölenle insandaki izdüşümü depreştirdiğinde.

    Tabiata ilk dokunuşun faili rüzgarların stabil haldeki polen ve zerreleri uçuşturarak nebatatın üremesine süreklilik kazandırdığında. 

    Soğuktan korunmak için yakacak hammaddeden ibaret ağaç ve bitki örtüsünün sıcaklıkların artmasıyla tomurcuklarını rengarenk patlatarak sabit anlayışa hayal kırıklığı yaşattığında.

     Kararmış havalarda kuşatıcı sesi ve ışığıyla koruganlarımızı titreterek ortalığı gündüze çeviren şimşeklerin canlıların içine korku salıp ümidi yeşerttiğinde.

Yağmurun taneler halinde toprakla buluşurken çıkardığı sesle birlikte gözlerin kapanarak buruna çekilen ıslanmış toprak kokusu yaydığında.

     Cepheden düşen yağış damlalarının pencere camına yapışarak aşağıya süzülüşünün devamında bıraktığı izin insandaki hüzne dip yaptırdığında. 

    Yağışlarla yumuşayan ana karanın erozyon hareketlilikleriyle haritalarda lokal, mini fiziksel değişiklikleri intibaka zorladığında. 

     Sel, taşkın afetlerinin sebep olacağı can ve mala gelebilecek tehditlerin engellenmesi zorlaştığında.

     Doğanın çorak ve sussuzluğundan yeşil ve ıslaklık çıkarıp mikro/makro organizmalara yaşam alanları lütfeden cömert ev sahipliliğini üstlendiğinde.

     Zemheriden kalan don ve güneşin okşayıcı sıcaklığı ile birlikte bağrında uyuma modunda bekletilen tohumların diriliş talimatıyla toprağa uyguladığı düşey baskı akabinde, öncülerinin bir zamanlar geçtiği yerlerden güneşe ulaşma arzusuyla davranış gösterdiğinde.

     Yerel kültüre göre değişiklik gösteren Fatma ve Ayşen'lerin  bellerine sardığı herbir rengi ilham kaynağı güzellikteki kuşak mı? Yoksa altından geçildiğinde cinsiyet değiştirildiğine inanılan büyülü kemerin görsel ziyafeti izleyicisine tattırdığında.

     Camış deviren soğukları, Mart 9'u,  kocakarı soğukları derken tipi, don ve dolu marifetiyle tarımsal hasat üzerinde yaratacağı buruk beklentinin emekçi çiftçinin alnındaki çizgileri derinleştirdiğinde.

     Küçük ve büyük baş hayvanların doğumları ile gerçekleşen kuzu, oğlak ve buzağıların dağ bayır dörtnala oynaşarak coşmaları ve emzirme nöbetlerinde anneleri ile buluşma kargaşasında kulakları sağır eden bayram havasında mahşeri andırdığında.

  Tükenmeye yüz tutmuş kiler ve anbarlarda zahire, yakacak materyallerinin bir sonraki kış mevsimini niceliksel tedarik ve temininin umutsuzluğa sevkinde.

İnsan, hayvan ve nebat türlerine  yeni bir başlangıç ve yeni bir değerlendirme imkanı sunulduğunda. 

   İnsan soyu doğum günleri yıl içindeki farklı tarihler şeklinde resmi kayıtlara düşülsede, canlı popülasyonun biyolojik ve ruhsal yönden her nisan ayı ile birlikte soluk aldırmayan uzun kış mevsiminin canlılar üzerine serpiştirdiği ölü toprağının kalkmasıyla genetiğinin dayattığı yeniden doğuş. 

Kimine göre önceki yıllardaki yaşanmışlıkların biriken yorgunluğundan eskilerin üstüne konacak bir şey olmadan süregeldiği gibi statükodan yana tavır koymak. 

   Kimine göre de hayatın atılımları eşliğinde hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağı radikal milatlar yakalamak.

    Kaç insan imkan tanınması halinde geçen yıllarda tanıştıklarını tekrar tanımayı yeğleyecek?

    Kaç insan nihai öğretiler  ile önceki yıllarda yapmış olduğu hata ve basitlikleri bir daha yapmayacağına ilişkin tutamayacağını bildiği halde kendisiyle ahitleşecek?

    Kaç insan süre gelen iaşesini esas sanatını, iştigal alanını ve hatta doğup büyüdüğü topraklarından vaz geçerek karabasan gibi takibindeki buhranları atlatabilecek?

    Kaç insan yaşadıklarından artırarak edindiği bilgiyi fırsata dönüştüren sorumlu davranışlarla kendisini gerçekleştirebilecek birey olmayı becerebilecek?

    Kaç insan kendisine biçilen görevmiş gibi ilişkideki insanları değiştirmekten vaz geçerek kendisini geliştirmeyi hedefleyecek?

    Kaç insan KÖLELEŞTİREN; amaçsızlığı, yalanı, alışkanlığı, güce yakın olmayı, görsünler diye yapmayı terk ederek ÖZGÜRLEŞTİREN; düşünerek akletmeyi, irade ortaya koymayı, emek vermeyi, elinin altındakilerinin kıymetini bilmeyi, değerlerini korumayı yeniden prensip haline getirebilecek?

 
Etiketler: YENİDEN...,
Yorumlar
Haber Yazılımı