24.05.2012 21:45:42
    Ana Sayfam Yap   |   Favorilerime Ekle   |   Künye   |   Reklam   |   İletişim
ARA
Ana Sayfa  |   Güncel  |   Siyaset  |   Ekonomi  |   Spor  |   Kültür-Sanat  |   Sağlık  |   Eğitim  |   Magazin  |   Medya  |   Dünya  |   Fotoğraf  |   İhale İlanları
SON DAKİKA :
24.05.2012 12:40:06   ASFALT MICIRI NAKLİ HİZMETİ ALINACAKTIR  |   24.05.2012 12:37:30   GÜNEŞ ENERJİSİ İLAVE KOLEKTÖR YAPIM İŞİ  |   24.05.2012 12:33:59   4 KALEM KUMANYALIK GIDA ÜRÜNÜ ALIMI  |   24.05.2012 12:25:24   Jandarma yol kontrolünde 3 kilo esrar ele geçirdi  |   24.05.2012 12:19:56   İl Afet'ten Türkiye İkincisine Ödül  |   24.05.2012 12:13:46   Eğitim – Bir- Sen'den 7 istifa  |   24.05.2012 12:04:52   Genç, Yeşil-Beyaz'a boyanıyor  |   24.05.2012 11:58:37   Güvençer'den CHP'ye ziyaret  |   24.05.2012 11:52:50   Dükkânların teslimatı ne zaman olacak?  |   24.05.2012 11:47:23   “Kapatma kararları illegal alana teşvik ediyor”  |  
İLÇELERDEN :   |   Merkez  |   Adaklı  |   Genç  |   Karlıova  |   Kiğı  |   Solhan  |   Yayladere  |   Yedisu
 

Fahri ALİMOĞLU
Yazarın diğer yazıları
Toplam: 29 yazı

Başbakanın Yokluğunda Şike Yasası

Görünen gerçek şöyle bir şey;

Şike yasasında meclisin yaptığı değişiklik ülke de neredeyse herkesin karşı çıktığı ve Akparti’yi ayıpladığı bir değişiklik olarak geçti tarihe.

Öte yandan Cumhurbaşkanı GÜL, Akparti milletvekili Şamil Tayyar ve BDP ayıplanan bu değişikliğe karşı çıkarak toplum nezdinde kendilerini daha değerli kılmayı başardılar.

Bu görüntü ve sonuç kamu tarafından kabul edilmiş olmasına rağmen bana göre gerçek bu değildi. Tam tersine “doğru ile yanlış yer değiştirmişti.” Garip bir biçimde yanlış doğruya dönüşmüş, doğru ise eğrilmişti.

Çünkü aslında önceki şike yasası ölçüsüz biçimde ağır cezalar getirmişti. Tabancayla, tüfekle hayati tehlike geçirecek biçimde adam yaralamanın 5 yıl ile cezalandırıldığı bir ülke de, bir maçta şike yapılmasına 18 yıla kadar hapis cezası öngörülmesinin adaletle filan ilgisi yoktu. Üstelik o kanuna göre bir yönetici bir kaç maçta şike yapmış ya da teşebbüs etmişse yüzlerce yıl ceza alabiliyordu.

“Onlar da şike yapmasın” demeye hakkımız var elbette ama bu işin kolayına kaçmaktan başka bir şey değil. Çünkü şike yapmak dâhil insanlar bir sürü suç işliyorlar. Dünya var oldukça da işlemeye devam edecekler. Olması gereken suçlar ve cezalar arasında denge sağlamaktır. Çünkü eğer bu denge gözetilmemişse yani o suçun gerektirdiğinden çok ağır ya da çok hafif cezalar öngörülmüşse “adaletsizlik kaynağında garantilenmiş” demektir. Bu anlamda önceki şike yasası adaletsizliğin garanti edildiği bir yasaydı ve değişmesi gerekiyordu.

Nitekim değiştirildi. Şimdiki kanun şikeye 1 ila 3 yıl hapis cezası öngörüyor. Cezalar ertelenemiyor, paraya çevrilemiyor. Yani gidilecek ve yatılacak! Cezalar yöneticiler için yarı yarıya arttırıldığından dolayı bir maç için 4,5 yıl hapis verilebiliyor. Birden çok maç için şike yapılmışsa bu ceza 13 yıla kadar çıkabiliyor. Mesela mevcut dava da Aziz YILDIRIM suçlu bulunursa yeni yasaya göre cezalandırılsa dahi asgari 13 yıl hapis cezası alması söz konusu.

“Bu cezalar az”
diyenlere, kendilerini sadece 1 günlüğüne evlerindeki bir odaya kilitlemelerini tavsiye ediyorum. Yasanın arkasında aynen duran ve cezalarda indirim yapılmasını isteyen Başbakan’ın bu kararlılığında, dört duvar arasında yaşamanın ne olduğunu bilmesinin büyük payı olduğunu düşünüyor ve cezaların insani seviyelere indirilmesini doğru buluyorum.

Ancak bu hikâyede doğru gitmeyen bir şeyler olduğunu seziyorum.

“Bu üç parti nasıl böyle bir araya geldi?”
sorusu da kafamı kurcalıyor. Uzun tutukluluk süreleri, tutuklu milletvekilleri, KCK ve Ergenekon davalarındaki bazı uygulamalar konusunda birlikte hiçbir şey yapamayan bu üç partinin şike yasası konusundaki muhteşem uyumu yüzlerce sayfa teori üretilmesine yetecek kadar ilginç bir görüntü veriyor.

Öte yandan yanlışlarını bile doğru gibi sunma konusunda Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti olan Akparti’nin şike yasasındaki doğrusunun eğri gibi görünmesine neden engel olamadığı sorusunun da cevaplanması gerekiyor.

Bana göre olan şu;

Yeni merkez medyanın kendi gücünün farkına vardığı ve etkinliğinin sınırlarını test ettiği bir süreç yaşadık. Bu dönemi başarıyla geçen muhafazakâr medya şike yasasına kendi bakışını toplumun ortak yargısına dönüştürmekte hiç de zorlanmadı. Çok kudretli Akparti iktidarına ve iki ana muhalefet partisinin desteğine rağmen şike yasası değişikliğinin yanlış olduğuna nerdeyse bütün ülkeyi inandırmayı başardılar. Hatta bu noktada o kadar başarılı oldular ki o yasa değişikliğine kerhen oy vermek zorunda kalan birçok Akparti milletvekili de yanlış yaptıklarını düşünerek acı çektiler.

Bu algının oluşmasında Başbakakan’ın rahatsızlığından kaynaklanan yokluğu da etkili oldu. O çıkıp konuşmayınca yerini dolduracak, toplumu bu yasanın değişmesi gerektiğine ikna edecek kimse kalmadı. Başbakanın yokluğundaki ilk krizde çuvallayan Akparti kadrolarının çok güçlü olduğuna dair önceden var olan inanışın da bir şehir efsanesi olduğu böylece ortaya çıktı.

Şimdi Başbakanın bıraktığı boşluğa medyanın nüfuz edebildiğini gördük.

Ancak iki konu karanlıkta kaldı.

İlki birlikte büyüyen, birbirini büyüten Akparti ve muhafazakar medyanın şike konusunda neden farklı düşündüğü ve bunun sonraki zamanlara etkisinin ne olacağı?

İkincisi ise aynı medyanın Başbakan’a rağmen kamuyu bu denli güçlü biçimde yönlendirip yönlendiremeyeceği?

Sanırım iki sorunun cevabını da yakın zaman da öğreneceğiz.

DİPNOT

Selenk Köprüsü: Zeugma’nın, Hasankeyfin, Alione’nin sular altında kalmasında beis görülmeyen bu ülkede Selenk Köprüsünü kimse takmaz bilirim. Ama yine de II Abdülhamit zamanında Kiğı’da yaptırılan tarihi Selenk Köprüsünün sulara gömülmesine bir hafta kaldığını hatırlatmayı borç addediyorum.

Kiğı’nın tarihsel geçmişine tanıklık eden bu köprüyü son kez görmek ve fotoğraf çekmek isteyenlere duyurulur.

15 Aralık 2011 Perşembe 17:59

+ Yorum yazmak için tıklayın



Bu yazıya yapılan yorumlar



    İlginizi çekebilecek diğer haberler

Bingöl Gazetesi YAZARLARI
Ramazan N. Berdibek
YUSUF ALİOĞLU
Zeki ALİMOĞLU
Orhan BURAKGAZİ
ANKET
Dershaneler kapatılmalı?
Evet
Hayır

Ankete oy kullanmak için tıklayın